ForumTayfa  

Go Back   ForumTayfa > Spor > Basketbol > NBA

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12.01.07, 19:39   #1 (permalink)
#Her yer Direniş!
 
sharmante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Nereden: Taksim Gezi Parkı
Mesaj Sayısı: 29.372
Konu Sayısı: 2178
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 2041800
Rep Puanı: 204175604
Rep Derecesi : sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000
Ruh Hali:

Üyenin Twitter Profilini Ziyaret Et
Cool ███▓▒ Nba Yıldızlarını Tanıma Bölümü ▒▓███




Nba'deki sevdiğiniz oyuncuları buradan tanıtın & tanıyın


__________________
.
.
sharmante isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.01.07, 19:44   #2 (permalink)
#Her yer Direniş!
 
sharmante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Nereden: Taksim Gezi Parkı
Mesaj Sayısı: 29.372
Konu Sayısı: 2178
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 2041800
Rep Puanı: 204175604
Rep Derecesi : sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000
Ruh Hali:

Üyenin Twitter Profilini Ziyaret Et
Arrow CARMELO ANTHONY ("Denver Nuggets")





Tam ismi: Camelo K Anthony
Doğum Tarihi: 29 Mayıs 1984
Boyu: 2.03
Kilosu: 104.3
Okul: Syracuse

Kariyeri..

NBA'in en önemli genç yeteneklerinden biri olan Carmelo Anthony, NCAA'lerde Syracuse üniversitesinin 30-5'lik derecesinde önemli rol oynamıştı. Okul tarihinin en önemli oyuncularından biri olan Carmelo, 2003 draftına girmiş ve ilk tur 3.sıradan Denver Nuggets tarafından seçilmişti. Özellikle ilk sıradan seçilen LeBron James ile sürekli kıyaslanan Carmelo Anthony, çaylak sezonunda 21.0 sayı- 3.8 ribaund ve 2.8 asist ortalamaları yakaladı. 82 Maçın tamamında da oynama şansı bulan yıldız oyuncu, ikinci yılında ise bir düşüş içerisine girdi. Özel yaşamında yaşamış olduğu sorunların basına yansıması nedeniyle imajı az da olsa zedelenen Carmelo, 20.8 sayı- 5.7 ribaund ve 2.6 asist ortalamalarıyla mücadele etmişti.

2005-06 Sezonuna çok iyi bir başlangıç yapan ve üzerindeki ölü toprağını atan Carmelo, Denver Nuggets'ın da hedeflerine ulaşmasını sağlayacak en önemli etken olarak dikkat çekiyor. ABD Milli Takım forması altında 2004 Atina Olimpiyat Oyunları'nda mücadele eden Carmelo, buna karşın coach Larry Brown'ın kendisine çok fazla şans vermemesi nedeniyle fazla şans bulamamıştı. Video oyunlarına özel merakı olan Carmelo, 2004 NCAA March Madness ve NBA Live 2005 oyunlarına kapak olmuştu.





__________________
.
.

Konu sharmante tarafından (12.01.07 Saat 19:46 ) değiştirilmiştir.
sharmante isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.01.07, 22:00   #3 (permalink)
#Her yer Direniş!
 
sharmante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Nereden: Taksim Gezi Parkı
Mesaj Sayısı: 29.372
Konu Sayısı: 2178
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 2041800
Rep Puanı: 204175604
Rep Derecesi : sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000
Ruh Hali:

Üyenin Twitter Profilini Ziyaret Et
Standart VİNCE CARTER (New Jersey Nets)





Tam ismi: Vincent Lamar Carter
Doğum Tarihi: 26 Ocak 1977
Boyu: 1.98
Kilosu: 99.8
Okul: North Carolina

Kariyeri..

Houston Rockets forması giyen ligin en önemli yıldızlarından biri olan Tracy McGrady'nin kuzeni olan Vince Carter, NCAA'lerde North Carolina forması altında çok başarılı bir performans sergilemişti. NCAA'lerdeki bu çıkışı sonrası, NBA scout'larının gözüne girmeyi başaran Carter, ligdeki ilk sezonunda da kendisine güvenenleri mahçup etmedi. Ligin yeni takımı Toronto Raptors'ın en önemli oyuncusu olan Carter, ilk sezonunda 18.3 sayı- 5.7 ribaund ve 3.0 asist ortalamaları yakalamıştı.

Çaylak sezonun ardından çıkışını sürdüren ve özellikle de All-Star smaç yarışmasında tavan yapan Carter, Raptors'daki üçüncü sezonunda 27.6 sayı- 5.5. ribaund ve 3.9 asist ortalamaları yakaladı. Raptors'ın kulüp tarihinde ilk kez play-off oynadığı kadronun yıldızı olan Carter, 2004/05 sezonunda özellikle coach Sam Mitchell ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ayrılmak istediğini belirtti.

2004/05 Sezonunda Carter'ın isteksiz şekilde oynadığı 20 maç sonrası Raptors, yıldız oyuncuyu New Jersey Nets'e gönderdi. Nets'de Richard Jefferson ve Jason Kidd ile muhteşem bir üçlü oluşturan Carter, Nets forması altında oynadığı 57 karşılaşmada 27.5 sayı- 5.9 ribaund ve 4.7 asist ortamaları yakalamıştı.

8 Sezondur ligde forma giyen Carter, kariyeri boyunca 539 karşılaşmada 23.9 sayı- 5.4 ribaund ve 4.0 asist ortalamalarıyla mücadele etmişti. Carter, kariyeri boyunca iki kez 51 sayı kaydederken, yine iki kez 15'er ribaund alıp 12'şer de asist yaptı.





Konu sharmante tarafından (13.03.07 Saat 14:03 ) değiştirilmiştir.
sharmante isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.01.07, 12:07   #4 (permalink)
#Her yer Direniş!
 
sharmante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Nereden: Taksim Gezi Parkı
Mesaj Sayısı: 29.372
Konu Sayısı: 2178
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 2041800
Rep Puanı: 204175604
Rep Derecesi : sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000sharmante 0-10000000
Ruh Hali:

Üyenin Twitter Profilini Ziyaret Et
Arrow ELTON BRAND "L.A. Clippers"





Tam ismi: Elton Tyson Brand
Doğum Tarihi: 11 Mart 1979
Boyu: 2.03
Kilosu: 115.2
Okul: Duke

Kariyeri..

Duke Üniversitesinin NBA'e kazandırmış olduğu önemli yeteneklerden biri olan Elton Brand, okul tarihinin en önemli pota altı oyuncularından biri olarak dikkat çekiyor. Sosyoloji öğrencisi olan Brand, okul kariyeri boyunca 113 blok yaparken, %62 gibi çok yüksek bir oran da yakalamayı başardı. Okuldaki ilk yılında ayağını kıran ve bu nedenle 15 maç kaçıran Brand, daha sonra kendini toparlamaya başladı. İkinci yılında 17.7 sayı- 9.8 ribaund ortalamalarıyla yılın oyuncusu seçilen Brand, böylelikle parlak kariyerine de başlamış oldu.

1999 Draftına girme kararı alan Brand, ilk tur 1.sıradan Chicago Bulls tarafından seçildi. Güçlü fiziğine karşın 2.03 boyunda olması nedeniyle zaman zaman savunmada sorun yaşayan Brand, ilk sezonunda yeniden yapılanma içerisine giren Bulls'un en önemli silahı olmayı başardı. 81 maçın 80'inde ilk beş başlayan Brand, 20.1 sayı- 10.0 ribaund ve 1.6 blok ortalamaları yakaladı. Brand bu performansı sonrasında Steve Francis ile birlikte Yılın Çaylak Oyuncusu Ödülü'nü paylaştı. Ligdeki ikinci sezonunda Brand, özellikle asist ortalamasını 1.9'dan 3.2'ye yükselterek dikkat çekti. Şimdilerde Sacramento Kings forması giyen Ron Artest ile iyi bir ikili oluşturan Brand, partnerinin aksine her zaman uyumlu kişiliğiyle dikkat çekti. İkinci yılında 74 karşılaşmada oynayan Brand, 20.1 sayı- 10.1 ribaund ortalamalarıyla sezonu tamamladı.

Chicago Bulls yetkilileri 2001 yazından Brand'den vazgeçerek onu L.A. Clippers'a gönderdi. Gerçekleşen takasta Clippers, Brand karşılığında Tyson Chandler ve Brian Skinner'ı Chicago'ya gönderdi. Chicago'da geçen iki sezonun ardından Los Angles'da da Brand her zaman saha içindeki başarılı performansıyla anıldu. Clippers forması altında kariyerini her zaman yukarı çıkartan Brand, 2005/06 sezonunu ise 24.7 sayı- 10.0 ribaund ortalamalarıyla tamamladı. İki kez All-Star seçilen Brand, biri geçtiğimiz sezon Memphis Grizzlies'a olmak üzere iki kez kariyerinde 44 sayı kaydetti. 12 Play-off karşılaşmasında görev yapan başarılı oyuncu, kariyeri boyunca 526 karşılaşmada 38.3 dakika süre almış ve 20.3 sayı- 10.4 ribaund ortalamaları yakalamıştı.







__________________
.
.
sharmante isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.01.07, 11:20   #5 (permalink)
Banned
 
Murat_1995 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Mesaj Sayısı: 767
Konu Sayısı: 253
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 2341
Rep Derecesi : Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000
Ruh Hali:

Standart Allen Iverson (Benim Adam Olur Kendisi)




[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir.Kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]


ALLEN IVERSON


Tam Ismi: Allen Ezail Iverson

Uzunluk
: 6' 0"

Agurlik: 165 lbs.

Pozisyon: Guard

Dogum Yeri: Hampton, Virginia

Dogum Tarihi: Haziran 7, 1975

Bitirdigi Okul: Georgetown '98

NBA Takimi: Philadelphia 76ers


Daha çocuk yasta ona gebe olan bir anne, babasiz, fakir, sefalet içinde geçen ve ailesinin aldigi tüm yanlis kararlarin yasamini dogrudan etkiledigi bir hayat. Allen Iverson, 6 Temmuz 1975 tarihinde Hampton, Virginia’da dogdu. Allen dogdugunda annesi Ann sadece 15 yasindaydi. Ve Allen’i tek basina yetistirmek zorundaydi. Hampton’ da yasadiklari ev ise kanalizasyon sebekesinin hemen üzerinde oldugu için sik sik lagim taskinlarina maruz kalmaktaydi. Iverson’in gerçek babasini merak edenleriniz varsa, Iverson’in hayatiyla biyolojik olarak onun babasi olmasi disinda hiçbir ilgisi olmadi.

Iverson’larin evinde ödenmeyen faturalardan dolayi genelde su ve elektrik kesik olurdu. Ama küçük Allen gene de annesine kizgin degildi çünkü mevcut duruma göre annesinin zaten elinden geleni yaptigini düsünmekteydi. Allen daha sonra kendi basinin çaresine zor bakarken hayatina giren iki kizin da sorumlulugunu üstlenmek zorunda kaldi: Kardesleri Brandy ve Iliesha.

Özellikle küçük Iliesha’nin lagim suyu baskinlarin getirdigi sagliksiz kosullar nedeniyle sik sik hastalanmasi zaten mali problemler yasayan aileyi daha da büyük bir krize sürükledi. Iverson’in hayatindaki dönüm noktalarindan belki de en önemlisi, annesinin o daha çok küçük yaslardayken oglunun spora yetenekli oldugunu kesfederek onu bu yönde desteklemesi. Zaten bu dönemde annesinin daha iyi bir hayat için kurdugu tüm hayallerin merkezinde Allen’in spor konusundaki yetenegi bulunmaktadir. Belki Inanmayacaksiniz ama, Iverson çocuklugunda basketbola karsi pek de fazla ilgili degildi. Annesi onu zorla basketbol oynamaya yolladi ona bu oyunu sevdirmek için maddi bakimdan zorlanarak da olsa Jordan ayakkabilari ve buna benzer basketbol malzemeleri aldi.Iverson ailesinin yasadigi yer olan Hampton, çetelerin kol gezdigi,uyusturucu ve suçun adeta günlük siradan bir olay oldugu tabiri caizse tam bas belasi bir yerdi. Allen daha 14 yasindayken yakin arkadaslarindan birinin biçaklanarak öldürülmesine sahit olmustu. Bu olayin üstünden fazla geçmeden katildigi bir partide en yakin arkadasi gözlerin önünde vurulmustu. Annesi ile yasayan Ive’nin babasi yerine koydugu adamsa uyusturucu satarken yakalandi.

Iverson genç yasinda bu gibi sorunlarla boguluyor ve bu olaylari kafasindan atmak aklini baska seylere vermek istiyordu ve kendini spor a yöneltti. Basketbol ve Amerikan futbolu en sevdigi sporlardi.Basketbol Iverson için bos vakitlerini degerlendirdigi hos bir ugrasti sadece. O kendini Amerikan futboluna daha yakin görüyordu annesi ise onun basketbol ile ilgilenmesini istiyor, ona nasil sut atilacagini içeriye nasil dribling yapilacagini gösteriyordu. Iverson ile ilgilenen sadece annesi degildi. Ilkögretim ögretmeni Amerikan futbolu takimi antrenörü Gary Mooredu idi. Mooredu Ive’nin atletik özelliklerini fark etmisti ve onu Hampton’nun belali sokaklarinda uzak tutmak istiyordu.Ancak Iverson hala Amerikan futbolunu basketbola tercih ediyordu.Ta ki 15 yasina kadar....

INANILMAZ OLAN
Bir gün Ive yine basketbol oynarken kisacik boyuna ragmen nizami olan bir potaya smaç atti. O maçtan sonra hissettikleri Allen’a gelecegi için önemli bir karar verdirecekti.

Lisede okulunun hem basketbol takiminda hemde Amerikan futbol takimin da oynadi. Bethel lisesini adeta tek basina eyalet sampiyonu yapti. Ayni basariyi Amerikan futbol takiminda da gerçeklestirince Virginia’daki liseler arasinda en iyi sporcu ödülünü aldi, bu ödül bir ilk ama asla sonuncu olmayacakti... 1992 yilinda ise Amerikan futbol takimini sampiyon yapmisti ve hayatinin belkide en güzel ve mutlu günlerini geçiriyordu. Ama 1993 yili hiçde öyle geçmeyecekti. Hayat ona en aci sürprizini hazirliyordu .......

HAPISHANE GÜNLERI

Bir gün Iverson arkadaslari ile bowling oynamaya giderken yollarini irkçi bir grup beyaz çevirdi. Karsilikli sözlü satasma kisa süre içinde büyük bir kavgaya dönüstü. Kavga bittiginde ise Iverson çete kurarak kavga çikarmak suçundan tutuklandi. Elliden fazla kisinin katildigi kavgada sadece dört siyah tutuklanmisti ve Iverson onlardan biriydi onun için istenen ceza 15 yil hapisti. Olanlara inanamiyordu artik tüm rüyalari ona uzakti. Lise diplomasi,üniversite ve profesyonel sporculuk artik rüyaydi. Ama bir Amerikan rüyasinin gerçeklesecegini nereden bilebilirdi.

Iverson'in aldigi ceza Amerika’da genis yanki yaratti. Irkçi bir örgüt olan Ku Klux Klan örgütünün bu olayi bilinçli olarak yarattigini siyah bir oyuncunu basarilarini engellemek için bu olaylari çikardiklari iddia edildi. Iverson’in annesi oglunu kurtarmak için her seyi yapiyor her kapiyi çaliyordu aklina Georgetown Üniversitesinin disipliniyle taninan ünlü antrenörü John Thompson geldi hemen Thompson u aradi ve Thompson eger hapisten çikarsa onu Georgetown Üniversitesine alacagini söyledi üstelik ona burs verecekti diger taraftan çesitli örgütler de Iverson'in aldigi cezayi protesto ediyordu. Virginia valisi davayi tekrar görüsülmesine karar verdi.

Bunun sonucunda Iverson'in cezasi agir ceza kapsamindan çikarildi,davanin çocuk mahkemesi yetkisinde olmasi gerektigi ve cezasi dört ay bir çiftlikte çalismak olarak açiklandi. Iverson o dört ayin sonunda serbestti ve hayallerini gerçeklestirmek için tek yapmasi gereken lise diplomasini almakti .O da bunu gerçeklestirerek

Georgetown Üniversitesinin yolunu tuttu.

ÜNIVERSITE GÜNLERI
Iverson'in Üniversite günleri pek kolay olmadi. Bu seviyedeki basketbola pek de hazir degildi. Rakip takimin taraftarlari maç sirasinda ona sürekli ^hapishane kusu^ olarak seslenmeleri onu olumsuz etkiliyordu.Herseye ragmen Iverson'a güvenmeye devam eden antrenör Thompson da yogun elestirilere maruz kaliyordu. Çok geçmeden Iverson kendini toparladi ve NCAA in sayili oyunculari arasinda gösterilmeye basladi ertesi senede farkli degildi ancak saha disindaki sorunlar Iverson'in pesini birakmiyordu. Kardesinin önemli saglik sorunlari vardi ve annesi tedavi masraflarini karsilayabilecek durumda degildi. Ailesinin siddetle paraya ihtiyaci oldugu dönemde Iverson üniversiteyi birakarak NBA gitme karari aldi zaten baskada seçenegi yoktu. Ive kisa süren üniversite kariyerinde 67 maçin 66 sinda ilk bes baslamis ve oynadigi her iki sezonda da Georgetown üniversitesinin bas skoreri olmustu.Georgetown’da geçirdigi iki yilin sonunda arkasinda bir çok ödül birakti. 20.4 sayi ve 4.5 asist ortalamalari ile oynadigi 1994-95 sezonunda Big East Ligi’nin en iyi çaylagi ve savunmacisi ödülüne ulasti. 25.0 sayi, 4.7 asist, 3.35 top çalma ortalamalariyla oynadigi 1995-96 sezonunda ise ismi Big East’in en iyi ilk besindeydi ve tekrar yilin takimina seçildi..
[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir.Kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]
---------------------------------------------------------------------------------

IVERSON ın DÖVMELERİ


Only The Strong Survire: Sadece hayata olan kalır.Sol kolunun omuz başında yer alan bu dövme Iverson'ın hayatın daki zorlukları tasvir bir dövme olarak karşımıza çıkıyor.
The Answer&buldog: Lise yıllarında yaptırdıdığı bir dövmedir.The answer hepimizin bildiği gibi lakabıdır.Buldog ise Georgetown Üniversitesi'nin logosudur.
Fear No One: Kimseden korkma. Allen Iverson'ın yaşam felsefesini anlatan dövmedir.
Hold My Own: Kendine hakim ol.Sağ kolunun omuz başında bulunan dövmekendi benliğine karşı dürüst olmasıyönünde uyarı niteliği taşımaktadır.
Soldier: Yine hayatındaki savaşı anlatan ve busavaşları göğüsleyebilmiş bir askeri, yani yine kendisini tasvir ediyor
Panter: Sağ kolunda yer alan bir dövmedir. Amerikadaki siyahlara yapılan haksızlılklara karşı yürütülen savaşın en güçlü örgütünün adı.
Jewelz: Iverson'ın rap yaparken kullandığı sahne adıdır.Sağ kolunda yer alır.
Bad News: Sağ bileğinin üzerinde yer alan dövmenin iki anlamı bulunmaktadır.İlki BAD kelimesi Iverson'ın büyüdüğü yerin takma ismidir.Diğer ise inancı temsil eder.
RA Boogie: Boyununa Rashaad Lanagford'un ansına yaptırdığıbu dövemenin altında ise Çince ^Sadakat^ yazmaktadır.
Loyalty: Sadakat anlamında kullanılan bir çin sembolüdür.Sadakat'ın Iverson için ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir. Boyunun sağ tarafında yer alır.
CT: Plak şirketi CRU'nun kısaltmasıdır. Boynunun sol tarafında yer alır.
Realis&Fam: Iverson iki omzuna yaptırdığı bu iki dövmede sol omzundaki ^gerçelçi^ ile kendisinin hayata bakış açısını, sağ omzundaki dövmeylede ailesine verdiği önemi vurgulamaktadır.
Praying Hands: Sol göğsünde kalbinin üzerinde bulunan bu dövme dua eden iki el olarak betimlenmekte ve üzerinde annesinin ismi yazmaktadır.
Tawanna: Göbek deliğinin sağ tarafında karısı Tawanna'nın adı yazmaktadır.
East End: Sol bacağındaki bu dövme Iverson'ın yaşadığı yeri Newport News'un doğu yakasını ifade ediyor.
I miss my homies: Sol bacağında yer alan bu dövme Iverson'ın cinayete kurban giden arkadaşı Tony Clark'a ve bir ara birlikte yaşadığı arkadaşlarına duyduğu özlemi anlatıyor. Arkadaşlarına duyduğu özlemi anlatıyor.
VA's Finest: Sağ ön kolunun içinde bulunan bu dövme Virginia'nın en iyisi anlamına gelmektedir.
Dynasty Razar: Iverson'ın çocukluk döneminde birbirlerine taktıkları lakap.Sol kolundadır.
---------------------------------------------------------------------------------
************BAZI İSTATİSTİKLER*************
---------------------------------------------------------------------------------
*Bir maçta en fazla attığı sayı=58,
*Bir maçta aldığı an fazla ribaund=11,
*Bir maçta en fazla asist=16,
*Bir maçta en fazla blok=3,
*Double-Double=57 kez,
*Triple-Double=1
***Bu istatistiklere bu sezon dahil edilmemiştir.
---------------------------------------------------------------------------------
************ÖDÜLLERİ VE BAŞARILARI**********
---------------------------------------------------------------------------------
*2001 Normal sezon MVP ödülü,
*2001 All-Star MVP ödülü,
*1997 Sezonunun en iyi çaylağı ödülü,
*1997 Rookie maçı MVP ödülü,
*3 defa NBA de sezonun en iyi beşi,
*3 defa NBA de sezonun en iyi ikinci beşi ödülü,
*3 defa NBA sayı kralı ödülü,
*3 defa NBA top çalma kralı...

NOT: iSTATiSTiKLERDE GEÇEN SEZONLA iLGiLi BiLGiLER YOKTUR!!!


Murat_1995 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.01.07, 11:24   #6 (permalink)
Banned
 
Murat_1995 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Mesaj Sayısı: 767
Konu Sayısı: 253
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 2341
Rep Derecesi : Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000
Ruh Hali:

Standart Tracy McGrady




[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir.Kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]


TRACY MCGRADY

Tam Isim: Tracy Lamar McGrady

Uzunluk: 6' 8"

Agirlik: 210 lbs.

Pozisyon: Guard

Dogum Yeri: Bartow, Florida

Dogum Tarihi
: Mayis 24, 1979

Bitirdigi Okul: -----

NBA Takimi: Houston Rockets

Big Mac’ten T-Mac’e

Tracy Lamar McGrady Jr., 24 Mayis 1979’da Orlando ve Tampa arasinda göllerle çevrilmis küçük bir kasaba olan Auburndale’de dogdu. Tracy’nin ailesi o daha 4 yasindayken bosandiklari için annesinin ve büyükannesinin yaninda büyüdü. Aslinda annesi Disneyland’de çalistigi için büyükannesi Tracy’nin hayatinda adeta ikinci bir anne olarak çok önemli bir rol oynadi. Bu arada T-Mac babasinin, annesiyle ayri olmasina ve kendisine ait hir hayata sahip olmasina ragmen ilgisiz bir baba olmadigini ve kendisiyle her firsatta ilgilendiginin de altini çiziyordu. Tracy küçüklügünde spor yapmaya basketbolla baslamadi. Onun ilk göz agrisi baseball’du ve onu seyreden tüm antrenörler gelecekte çok büyük bir baseball yildizi olabilecegi konusunda birlesiyorlardi. Tabii hayat Tracy’nin önüne çok daha farkli bir senaryo çikartti. Yine de T-Mac’in baseball’a karsi bugün bile büyük bir sevgi besledigi gerçek. O kadar ki eger kendisine profesyonel beyzbol takimlarindan teklif gelirse bu teklifi kabul edecegini çünkü en büyük hayalinin ayni anda basketbol ve beyzbol oynamak oldugunu söylüyor. Zaten Tracy, Baseball ligindeki lakabini bile yillar önceden belirlemis: “Big Mac”

ADIDAS ABCD

Tracy’nin basketbol macerasi tam anlamiyla lise 3. sinifta baslamakta. Auburndale lisesine giden T-Mac, o yil 23.1 sayi, 12.2 ribaund, 4.9 blok ve 4.0 asist ortalamalariyla oynayip takimini galibiyetlere tasiyinca yerel haberlerde adi anilmaya basladi. Ama bu mükemmel ortalamalara ragmen NCAA Division I takimlarindan kendisine ilgi gösteren pek olmamisti. Sadece ayni bölgede olan Florida ve Miami üniversiteleri kendisini birkaç kez izlemek üzere temsilci yollamisti ama ortaya somut bir sey çikmadi. Yil sonunda düzenlenen Adidas ABCD Turnuvasi ise T-Mac’in hayatini degistirdi. Karsilasmalarda yaptigi akil almaz hareketler seyircilerin büyük tezahuratlariyla ayakta alkislaniyordu. MVP seçildigi bu turnuva sonrasi T-Mac, su an Clippers’ta oynayan Lamar Odom’un ardindan bir anda Amerika’nin ikinci büyük lise oyuncu olarak anilmaya basladi. Bu sirada onun oyunundan etkilenen Mt. Zion Hristiyan Akademisi, Tracy’e burs teklif ederek lisedeki son yilini kendilerinde geçirmesini istedi.

“Koleje gitmeyi düsünüyordum ama benim hayalim zirveye ulasmakti. Su anda bu hayalimi gerçeklestirme sansina bekledigimden dana önce sahip oldum.” Tracy McGrady

Papa I. Tracy McGrady!!


Siki, disiplinli, asiri dindar hatta kimi zaman insani depresif bir hale sokan bu kilise okuluna kayit yaptiran Tracy, baslarda çok zor günler geçirse de basketbol sayesinde öyle ya da böyle okuluna alismayi basardi. Mount Zion’u maç basina 27.5 sayi, 8.7 ribaund, 7.7 asist istatistikleriyle 20 galibiyet ve 1 maglubiyetlik bir seriye sürükledi. Mount Zion, Amerika’nin en yüksek tirajli gazetelerinden USA Today’in anketlerinde ikinci siraya kadar çikti. Bu arada T-Mac sov devam ediyordu. McGrady, 54 takimin katildigi Reebok Holiday Prep. Turnuvasinda takimini sampiyon yaparken sahada 37 sayi ve 17 ribaund gibi inanilmaz performanslar ortaya koydu. Daha da spektaküler olan sey coach’unun Tracy’i maç esnasinda tüm pozisyonlarda oynatmasiydi!. Böylelikle USA Today tarafindan yilin lise oyuncusu ve AP tarafindan da North Carolina Eyaleti yilin oyuncusu seçildi. Tabii dogal olarak Mc Donalds All-America maçina davet edilerek Baron Davis, Elton Brand, Lamar Odom, Brendan Haywood ve Larry Hughes gibi oyuncularla ter döktü. Bir yil önce hiç bir büyük NCAA takiminin ilgisini çekmeyen Tracy McGrady için artik takimlar siraya girmeye baslamisti ve sezon daha bitmeden Tracy’nin Rick Pitino’nun Kentucky’sine katilacagi neredeyse kesin gibiydi. Ama tam bu sirada ortaya çikan NBA scoutlari ortaligi karistirdi. Mount Zion’un son maçlari merakli scoutlarin saldirisina ugradi. Tracy ‘nin kulagina birinci turda ilk bes sira içerisinde seçilebilecegi de fisildaninca T-Mac, NCAA düsünü ve Kentucky’i bir kenara birakarak NBA Draftina katilmaya karar verdi. McGrady basin mensuplarinin NBA’e gitmek için erken olup olmadigi seklindeki sorularina: “Sanirim bu ben ve ailem için en iyi karar. Koleje gitmeyi düsünüyordum ama benim hayalim zirveye ulasmakti. Su anda bu hayalimi gerçeklestirme sansina bekledigimden daha önce sahip oldum.” sözleriyle cevap veriyordu. Krause’un suya düsen, Pippen–McGrady takasi Tracy, 1997 NBA draftina katilarak Kevin Garnett’le baslayan Kobe Bryant ve Jermaine O’Neil’la devam eden liseli yildiz zincirine eklenen yeni bir halka oldu. Draft gecesine yaklasilirken Tracy McGrady’nin en büyük taliplisi Chicago Bulls’tu. Michael Jordan, Scottie Pippen ve Dennis Rodman’li efsanevi kadro yildan yila yaslanmaktaydi. Bir anda Jordan’in veya Pippen’in emekli olmasiyla büyük bir çöküs yasamaktan korkan Chicago GM’i Jerry Krause, draft planlarini Tracy üzerine kurmustu ve takimin geleceginin T-Mac oldugu inancindaydi. Bu yüzden Scottie’yi Vancouver’a gönderip onlarin 4. siradaki seçme haklariyla T-Mac’i kapmayi düsünüyordu. Ama bu plan Jordan’in kulagina gidince majestelerinin tepkisi korkunç oldu. Hemen Krause’u arayarak böyle bir takasin gerçeklesmesi halinde bir sonraki gün düzenleyecegi bir basin toplantisiyla emekliligini açiklayacagini söyleyerek tehdit etti. Çünkü Pippen, Jordan’in en yakin arkadaslarindan biriydi. Birlikte iyi-kötü anilari vardi ve aslina bakarsaniz bu birliktelik her iki oyuncunun kariyerine de karsilikli olarak çok sey katmisti. Krause bu telefon konusmasinin ardindan artik T-Mac’in bir hayal oldugunu anlamisti. NBA’in en büyük yildizini gelecekte ne olacagini bilmedigi bir yildiz adayi ugruna feda edemezdi. Bunu üzerine T-Mac’i cep telefonundan arayarak üzgün oldugunu, artik onu draft edemeyeceklerini söyledi. Tracy ise soktaydi çünkü bu telefon konusmasini yaptigi sirada Drafta sadece 8 saat vardi ve o an bir hastanede Bulls doktorlari tarafindan saglik kontrolünden geçiriliyordu.

“Hayatimda ilk kez basketbol oynamaktan keyif almiyordum. Tanrim ligin en kötü takimiydik!! Madem beni seçti niye oynatmiyordu ki?! Play off’lara falan da gittigimiz yoktu. Öyleyse beni biraz takima koysaydi. Sisteme alisirdim böylelikle. Sonraki sezon da takima daha iyi bir oyuncu olarak katkida bulunabilirdim” Tracy McGrady

Darrel Walker Bunalimi


Chicago tarafindan hayal kirikligina ugratilan McGrady, ilk 10 sira içerisinde seçilme ümitlerini kaybedip ilk tur için dua etmeye basladigi bir anda 9.sirada Toronto Raptors tarafindan seçildi. Bu sirada Isiah Thomas, Damon Stoudamire ve Marcus Camby’nin etrafinda yeni bir takim olusturmaya çalisiyordu. Takimin basina getirilen Darrel Walker ise, genç dinamik ama tecrübesiz bir coach’tu. Büyük umutlarla girilen 1997-98 sezonuna 2 galibiyet ve 22 maglubiyet ile baslaninca bir anda gelecekle ilgili kurulan pembe hayaller unutuldu ve takimda, Isiah Thomas’in yöneticiligi birakmasi ve en büyük yildizlari Damon Stoudamire’in takas olmak istedigini söylemesiyle, büyük bir dagilma basladi. En sonunda Raptors’ta kalan tek elle tutulur oyuncu 16.5 sayi ortalamasi ile takiminin en büyük skor gücünü teskil eden Doug Christie’ydi. Haliyle basin, Darrel Walker’a elestiri oklarini yönelterek Walker’in üzerinde güzel bir atis talimi yapti. Walker da hirsini elinin altindaki çaylak McGrady’den çikartmaya basladi. Onu antrenmanlarda hirpaladi. Belki de herkesten çok bagirdi, çagirdi. T-Mac, Walker’in odasinda durumdan rahatsiz oldugunu söylediginde aldigi tek cevap daha siki çalismasi gerektigi yönündeydi. Tracy bu dönemi hayatinin en kötü günleri olarak niteliyor: “Hayatimda ilk kez basketbol oynamaktan keyif almiyordum. Tanrim ligin en kötü takimiydik!! Madem beni seçti niye oynatmiyordu ki?! Play off’lara falan da gittigimiz yoktu. Öyleyse beni biraz takima koysaydi. Sisteme alisirdim böylelikle. Sonraki sezon da takima daha iyi bir oyuncu olarak katkida bulunurdum. ”

Kobe Psikolojik Yardim Servisi

T-Mac bu zor günlerini o zamanki en iyi arkadaslarindan Kobe Bryant’in da yardimiyla atlatmaya çalisti. Kobe de liseyi bitirdikten sonra sonra Kolej yerine dogrudan NBA’e geçis yaptigi için kimi zorluklara gögüs germek zorunda kalmisti. Bu yüzden T-Mac, kendisini en iyi anlayacak kisinin Kobe olacagini düsünüyordu. Bu dönemde T-Mac her firsatta Kobe’nin evinde yatiya kalmaktaydi. Ikili eski karate filmleri seyredip play station oynayarak, birbirleriyle kizlardan tutun da hayatin anlamina kadar derin konularda dertleserek vakit geçiriyorlardi. Tabii her firsatta da beraber idman yaptiklarini söylememize gerek yok sanirim. Bugün bu arkadaslik iliskisinin nasil oldugunu merak ediyorsaniz. Dogal olarak eskisi gibi degil. Tracy, Kobe’yi sevdigini belirtmesine ragmen onun degistigini söylüyor. Zaten Kobe’nin de üç sampiyonluk yüzügüne ragmen NBA’in hem en sevilen hem de en çok nefret edilen genç yildizi olmasinin nedeni kisiligindeki bu degisim. Konumuza geri dönersek; Tracy, Walker’la olan problemlerini kendi eksikliklerine ve yeteneksizligine bagliyordu ve gittikçe kendisine olan güvenini kaybetmekteydi. Walker da T-Mac’in gözünün yasina bakmiyordu. T-Mac’in neredeyse depresyona girdigi bu günler, Walker’in “sutlanmasiyla” sonra erdi. Butch Bizi Gözetliyor All-Star haftasonundan sonra Walker’a kapinin gösterildigini ve yerine çok sevdigi asistan coach Butch Carter’in getirildigini ögrenen T-Mac seviçten havalara uçuyordu. Butch Carter’in ilk yaptigi is Tracy’e ne kadar güvendigini ve onun ileride bir yildiz olacagina inandigini söylemek oldu. Ve ondan tek bir sey rica ettigini, her idmandan sonra yaklasik bir saat sut atmasini istedigini söyledi. Tabii Tracy’nin bilmedigi birsey vardi. Butch Carter, Tracy’nin çekingenliginin farkinda oldugu için salonun çesitli noktalarina dogrudan kendi odasina baglanan kameralar yerlestirtmisti. Böylelikle Carter, T-Mac’i tedirgin etmeden sut idmanlarini takip edebiliyordu. Butch Carter’in Tracy üzerindeki ilgisi bu kadarla da kalmadi. Carter, Tracy için kendisini ifade etmekte zorlandigini farkederek özel bir basin danismani ve beslenme düzenine dikkat etmesi için de bir asçi tutmustu. T-Mac çalkantili geçen çaylak sezonunu 7.0 sayi, 4.2 ribaund ve 1.5 asist ortalamasiyla tamamladi. Sezon bitimiyle beraber Carter, Florida’da Tracy’nin evini ziyaret ederek onu yaz aylari boyunca özel olarak çalistirdi. Onu kardesine ait basketbol yaz kampina götürdü. Birlikte T-Mac’in gelisimi için neler yapabileceklerini konustular. Böylelikle Tracy’nin ona duydugu güven gün geçtikçe artiyordu.

Kuzen Vince

Belki hatirlarsiniz bir dönem Chicago’da yasayan ve bir gazetede çalisan Larry ve Balky isimli iki sempatik kuzeninin komik maceralarini konu alan bir televizyon dizisi vardi. Bu dizide, ne olursa olsun her bölümde kuzenler, birbirlerini koruma iç güdüsüyle hareket ederek karisik olaylardan kurtulmayi beceriyorlardi. Tracy’nin kuzeni Vince Carter, North Carolina’da geçirdigi basarili NCAA kariyerinin ardindan NBA’e ilk adimini attiginda ve draftta takas yoluyla Raptors’a geldiginde aklimda bu dizinin Toronto versiyonu canlanmisti bir anda. Vince, NCAA’de en sevdigim oyunculardan biriydi. Antawn Jamison, Ed Cota ve Shammond Williams’la beraber Tar Heels’de ortaya koydugu oyun bir çok kisiyi büyülemisti ve Vince de McGrady gibi çemberi gördügü zaman acimasi olamayan bir oyuncuydu. Bu yüzden ikisinin birlikte oynadigi maçlar hele T-Mac bir yaz boyunca sut idmani yapip agirlik çalisarak kendisini güçlendirdikten sonra sova dönüsmeye adaydi. Ama Tracy 1998-99 sezonunda hep spektaküler kuzeninin gölgesinde kaldi ve bir türlü hedefledigi ilk bes içindeki yeri alamadi. Kuzeni VC, 18.3 sayi ve 5.7 ribaund ortalamalariyla Yilin çaylagi ödülünü (Rookie of the year) kaparken NBA’deki ikinci sezonunda T-Mac, 9.3 sayi ve 5.7 ribaund ortalamariyla ancak benchten katki yapti.

Merhaba Playoff

Tracy, 1999-00’e yine takimin benchten gelen gizli silahi olarak basladi. Ama T-Mac, sezon ilerledikçe takim için ne kadar önemli bir oyuncu oldugunu gösterdi. Öncelikle pivot disindaki tüm pozisyonlarda oynayabiliyordu. Sonra savunmasi da yaptigi agirlik idmanlariyla güçlenmesi sonucunda gelismisti. T-Mac, hem kritik anlarda ekstra sayilara imza atiyor hem de rakibin en skorer isimlerine göz açtirmiyordu. Saha içindeki bu gayreti sonunda kendisini ilk bese tasidi ve kuzeni Vince Carter’la beraber NBA’in en tehlikeli ikililerinden birini olusturdular. Bu ikilinin ne kadar etkili oldugu All-Star haftasonunda gözler önüne serilecekti. Slam Dunk yarismasina katilan Vince&T-Mac birbirinden enfes smaçlara imza atti. Vince, finalde Steve Francis ile giristigi inanilmaz mücadeleden galip ayrilirken T-Mac 3.lükle yetinmek zorunda kaldi. Tabii Vince’in kendisine sampiyonlugu kazandiran son smaç denemesinde T-Mac ‘in yardimini istedigi ve Vince’e verdigi mükemmel bounce pass ile kuzeninin sampiyonlugunda önemli bir rolü üstlendigini belirtelim. Yalniz bahsettigimiz bu smaç sonrasinda Vince’in bu ekstra hareketle Tracy’i kullandigi. Birlikte daha siki çalismalari halinde ikisinin de finale çikabilecegi ama Vince’in bencillik yaparak en “baba” hareketi kendisine sakladigi yönünde dedikodular da ortada dolasmaya baslamisti. Sezon sonuna gelindiginde Vince’in 25.7 sayi ortalamasi ve Tracy’nin 15.4 sayi, 6.3 ribaund ve 3.3 asistlik çok yönlü oyunu Toronto’ya tarihinde ilk kez playoff’a katilma hakkini kazandirdi. Ve ilk turdaki rakip güçlü New York Knicks’ti. Takimin 1 numarali yildizi Vince, seride inanilmaz derecede heyecanli ve gergin gözükürken %30 gibi düsük bir sut yüzdesiyle oynadi. T-Mac ise kuzeninin aksine oldukça rahatti bu kez. Sanki sinirleri alinmis gibiydi ki bu rahatligin sebebi belki de daha playofflar baslamadan Toronto’dan ayrilmayi kafasina koymus olmasiydi. T-Mac, serinin daha ilk maçinda 25 sayi ve 10 ribaundla oynayip sahada oldugu dakikalarda Knicks’e büyük eslesme problemleri yaratacagini gösterdi. Ayrica Knicks’ten hangi oyuncuyu savunursa savunsun bunda basari saglamasi bir baska artisiydi. T-Mac “Kaybedecek hiç bir seyim olmadigini hissediyordum. Özgürdüm.” sözleriyle bu serideki ruh halini anlatiyordu. Ama daha komplike bir takim olan Knicks, Vince’in durdugu bu seride T-Mac’in çabalarina (16.7 sayi, 7.0 ribaund, 3.0 asist) ragmen Toronto’yu 3-0 ile süpürdü. Serinin hemen ardindan Tracy, Toronto’daki tüm esyalarini toplayak Florida’ya uçtu. Bu onun bir Raptor olarak son kez Toronto’ya gelisiydi…

“Toronto’dan ayrilamam kisisel birsey degildi. Ama evimden bu kadar uzakta, sogukta, ailem olmadan -sahip oldugum tek aile takimken- burada yasamak çok zordu.” Tracy McGrady

Elveda Toronto

Tracy artik free agent olmustu. Ve aslina bakarsaniz Toronto’daki hemen hemen hiçbir seyden memnun degildi. Her ne kadar Tracy: “Toronto’dan ayrilamam kisisel birsey degildi. Ama evimden bu kadar uzakta, sogukta, ailem olmadan -sahip oldugum tek aile takimken- burada yasamak çok zordu.” diyerek takimdan ayrilmasiyla Vince’in hiçbir ilgisi olmadigi ima etse de Carter’in gölgesinde kaldigi yönünde basinda yer alan haberler moralini bozuyordu. Üstelik Vince the Prince’in en formda oldugu dönemdi. Düsünün neredeyse her hafta NBA Action Top 10’a 2-3 kez konuk olan Vince’in kimi hareketleri T-Mac’in yedigi bir bloktan ya da kaçirdigi bir suttan sonra kaptigi topla yaptigi smaçlardi ki T-Mac, televizyonda bu pozisyonlari izlerken bile sinirlerini bozulmaya baslamisti. Bunlarin üstüne bir de çok sevdigi Butch Carter’in menajerlik talepleriyle Raptors yönetimine basvurmasinin ardindan takimdan kovulmasini da eklerseniz Tracy’nin Raptors’la tekrar anlasmasi imkansizdi. Tabii bir de bütçelerinde yer açarak Tracy ve Duncan’i kapmayi hedefleyen Chicago ve Orlando’nun cazip tekliflerini belirtmemize gerek yok. Simdi Tracy’nin önünde iki seçenek vardi. Chicago’da Michael Jordan karsilastirmasi altinda ezilmek ya da yildizsiz Orlando’da kral olmak…

“Gitmedim çünkü Chicago’nun Orlando’ya göre hiçbir artisi yoktu. Ben her yil Playoff’lara katilan takimlardan birine gitmek istiyordum. Bence Orlando da bunun için uygun bir takimdi. Diger bir nedeni de Florida’nin evime yakin olmasi. Evime, arkadaslarima ve aileme…” Tracy McGrady

Orlando’nun yeni sihirbazi NBA’in en genç takimlarindan Orlando Magic, lige dahil oldugu tarihten günümüze kadar, akilli oyuncu seçimleri, yüksek bütçesi ve Florida takimi olmasi sayesinde hep “elit” bir konumda olmayi basardi. 14 sezon boyuna sadece ilk üç sezonunda .500 galibiyet yüzdesinin altinda kalan Magic, takima kattigi genç yildizlarla çok hizli bir sekilde sampiyon adaylari arasinda yerini aldi. Önce skorer Nick Anderson ve üç sayi bombacisi Dennis Scott’la güçlendiler. Sonra Shaquille O’Neil denen tuhaf isimli ama çok sempatik bir uzun onlari NBA’in en tehlikeli takimlarindan biri yapti. Ardindan 1993-94 sezonunda Chris Webber takasiyla takima süper guard Anfernee “Penny” Hardaway de dahil edilince Orlando, NBA Finali oynayan kadrosunu kurmus oldu. Ama iki sezon içinde bu süper kadro dagildi. Shaq, Lakers’a gitti. Takimin çekirdek oyunculari yapilan takaslarla degisti. Tek basina çirpinan Penny de sonunda vazgeçip Arizona çöllerinin yolunu tuttu. Bu arada Orlando yönetimi FA olacak Tim Duncan için salary cap’te önemli bir bosluk yaratma çabasiyla takimi kuvvetlendirmiyordu. Ne var ki Orlando hedefledigi Duncan’i kadrosuna katamadi. Ve farkli bir strateji izleyerek Detroit’in süper yildizi Grant Hill’e ve “memleketinde” oynamak isteyecegini düsündükleri T-Mac’e bol sifirli anlasmalar önerildi. Iki oyuncunun da aklini çelerek takima getiren Orlando, böylelikle sezon öncesinde dogunun en büyük sampiyon adayi haline gelmisti. Tracy kendisini yillardir çok isteyen Chicago yerine Orlando’ya gitmesinin nedenini söyle açikliyor: “Gitmedim çünkü Chicago’nun Orlando’ya göre hiçbir artisi yoktu. Ben her yil Playoff’lara katilan takimlardan birine gitmek istiyordum. Bence Orlando da bunun için uygun bir takimdi. Diger bir nedeni de Florida’nin evime yakin olmasi. Evime, arkadaslarima ve aileme…” Tabii T-Mac, sevgilisi Clarenda Harris’le daha çok zaman geçirebildigi için de oldukça mutluydu. Tracy daha NBA’e adim atmadan önce kendisine araba bakmaya gittigi bir oto galerisinde tanistigi bu kiza o günden beri asik. Harris’in konusma yöntemleri uzmani olmasi ve Tracy’e basin toplantilarinda hangi ses tonuyla nasil konusacagini göstermesi çogu zaman T-Mac’in oldukça isine yariyordu. Çiftin ilk randevusu da oldukça ilginç. O zamanlar daha “ zügürt” olan Tracy, kiz arkadasini ucuz bir spor barina götürmüs ve birlikte tavuk kanadi yiyip 1997 NBA Final Serisinin ilk maçini seyretmisler. Ne kadar romantik degil mi?? Sanirim normal sartlar altinda bundan daha kötü bir ilk randevu ancak iskembe salonunda gerçeklesir. Yalniz Tracy’nin bu olaydan yillar sonra kizi 5 kiratlik bir elmaz yüzükle kandirarak evlenmeye ikna ettigini de belirtmeden geçmeyelim. Bu arada Vince Carter kendisiyle bir kez bile konusmadan Toronto’dan ayrilan kuzenine oldukça kizgindi. Vince ve T-Mac aylarca birbirleriyle konusmadilar. Bu durum böylece devam etti ta ki Vince “Like Mike” filminin çekimleri için gittigi Los Angeles’taki bir gece kulübünde T-Mac’le karsilasip iki süper yildiz, komedyen Eddie Griffin tarafindan baristirilincaya kadar.

Carter’in gölgesinden kurtulmak ve tek olmak

Grant Hill’le birlikte oynayacak olmak T-Mac’i hem heyecanlandiriyor hem de endiselendiriyordu. Hill gibi tecrübeli bir oyuncu kendisine çok sey ögretebilirdi ama Tracy’nin Orlando’ya gelmesinin nedeni Vince Carter’in gölgesinden kurtularak tek basina yildiz olabilecegi bir takimda oynakti. Bu kez de Hill’in gölgesinde yillarini harcamak istemiyordu. Ama Hill, Detroit’e kazik attigi için takdir-i ilahi mi dersiniz, T-Mac’e verilen bir sans mi? Yoksa “dandik” ayakkabilar sonucu meydana gelen bir sakatlik mi yorumu size birakiyorum; Hill, sadece 4 maç oynadiktan sonra bir daha kendisini adam gibi toparlayamayacagi ve sürekli tekrarlanan meshur sakatligini yasadi ve takimin tüm sorumlulugu bir anda T-Mac’in omzuna yüklendi. T-Mac ise halinden memnun bir sekilde sahaya çikip önüne gelen tüm takimlarin üzerine kabus gibi çökmeye basladi. Tracy attigi 30’lu 40’li sayilarla takimini galibiyetlere tasiyinca Orlando coach’u Doc Rivers, T-Mac’in simartilmasindan ve basin tarafindan ona kaldirabileceginden çok sorumluluk yüklenmesinden korktugu için açiklamalarda bulunmaya basladi: “Ben takimda kimseden yildiz olmasini beklemiyorum. Sadece onun iyi oynamasini istiyorum ve ümit ediyorum ki oyunu onu bir yildiz haline getirir. Birçok oyuncudan yildiz olmasini bekleyebilirsiniz ama olamazlar. Sizin yapmaniz gereken onlari en etkili olduklari pozisyonda oynatmak. Böylelikle verimli olabilirler. Eger bu sekilde yildiz olmayi basariyorlarsa bu herkes için muhtesem. Bence Tracy, yildiz bir basketbol oyuncusu olacak. Benim beklentilerim yüzünden degil, kendi beklentileri sayesinde. Onun standartlari çok ama çok yüksekte. Siz daha sadece Tracy McGrady’nin baslangicini seyrettiniz. Hala tam kapasitesine ulasabilmis degil. Ama herkesten çok bunun farkinda olan yine kendisi. Iste bu yüzden onu bu kadar çok seviyorum. Tracy’nin Scottie Pippen ile kiyaslandigini duyuyorum. Bu bence mükemmel olur. Bence onun kadar iyi olacak. Su anda degil ama olacak” Ama Rivers bile T-Mac’ten bir anda böyle büyük bir çikis beklemedigini itiraf ediyordu: “Tracy’nin sayi atabildigini biliyordum ama böyle sut atabildigi konusunda en ufak bir fikrim bile yoktu.” Takim arkadaslari ise Tracy’nin yeteneklerinden bahsederken, coachlari Doc Rivers kadar temkinli yaklasmiyordu. Mesela Monthy Williams, Tracy’nin yeteneklerini ancak Michael Jordan’la kiyasliyordu: “Onun yetenekli oldugunu bekliyordum. Ama Jordan’dan beri her gece karsisindakileri geberten baska bir oyuncu görmemistim. Eger bakarsaniz bunu yapan adam 2.00-2.02. Shaq ve Tim Duncan adamlarini harcayabilir çünkü onlar uzun. Ama McGrady’nin size’inda ve o yasta, bir yil bounca bu kadar oyunu domine eden birini uzun zamandir görmemistim.” Tracy, belki majesteleri gibi olmasa da gerçekten attigini sokmaya baslamisti ve yavas yavas sahadaki karakteri de yerine oturmaktaydi.

Abra Kadabra Sutlar Potaya

Insanlar merak etmekteydi: Bu çocuk Toronto’dayken böyle sut atamiyordu ki!! Orlandoya gidince takimin ismi gibi sihirli bir degnek mi degmisti yoksa?? Dilerseniz cevabi T-Mac’ten alalim: “Jump shot’larim kesinlikle Toronto’dakine kiyasla daha iyi. Ben Toronto’dayken de iyi sut atabiliyordum. Ama kendime güvenim yoktu. Sanirim asil fark bu. Simdi kendime güvenim var ve sanki her attigim sut girecekmis gibi hissediyorum. Tamamen kendine güven duygusuyla ilgili. Ben her zaman sut atabiliyordum. Eger kendinize güveniniz yoksa sutlariniz da girmez.” Ayrica Walker’in üzerinde kurdugu psikolojik baskinin oyununu ne kadar çok etkiledigi her cümlesinden de anlasiliyordu: “Umarim Doc Rivers, kariyerimin sonuna kadar benim coachum olur. Çünkü O, yaptiginiz hatalardan çok herseyinizi vererek oynayip oynamadigiza önem verir. O, oyuncularini kollayan coach’lardan biri. Sürekli bunu belli eder. Yaptiginiz hatalari önemsemez. Ama sahanin iki ucunda da kendinizi kasmanizi ister. Bu tutumu gerçekten oyunculara güven veriyor çünkü ben kariyerimde güvensizlik duygusunu birkaç kez yasadim. Hata yapacagimdan korkuyordum ve sürekli kenarda bir hareket var mi diye göz atiyordum. Simdi Doc, bizim sahaya çikip oynamamiza izin veriyor ve hatalarimizi çok da önemsemiyor. Bu gerçekten oyuncularin kendilerine olan güvenlerinin gelismesine yardim ediyor.” Tracy zihinsel bir rahatlamanin getirdigi yükselen performansi sayesinde All-Star’da ilk bes için kendisine yer ayirtti. Sezon sonuna gelindiginde ise 26.8 sayi, 7.5 ribaund ve 4.6 asist ortalamasi onu ligin en çok gelisme gösteren oyuncusu seçilmesini sagladi. 26.8 sayi ise o güne kadar 21 yas ve alti bir oyuncunun sezon boyunca ulastigi en yüksek rakamdi. Böylece takimin dizginlerini eline alan McGrady, Hill’in yokluguna ragmen takimini yetenekli guard Darrell Armstrong ve çaylak Mike Miller’la playoff’a tasidi. Toronto’yla ilk turda elenen T-Mac bu kez ikinci tur sevinci yasamak arzusundaydi. Ama rakip de Milwaukee Bucks’ti. Tracy tüm sezon boyunca Grant Hill’in yoklugunun keyfini sürmüstü ama is playoff’a gelince tek basina 3 süper yildiz: Ray Allen, Sam Cassell ve Glen Robinson’i devirebilecek miydi? Tracy bu seride adeta tek basina bir takim gibi oynayarak sahada kaldigi ortalama 44 dakikada 33.8 sayi, 8.3 asist ve 6.5 ribaund’luk performansiyla Bucks’a kafa tuttu hatta bir maç da aldi ama T-Mac’in play off rüyasi yine erken sona ermisti.

Müzmin Sakat: Grant Hill

T-Mac artik hem kendisini NBA’e kanitlamis hem de kendisine olan güvenini pekistirmisti. Ama yasli oyuncularin 21 yasindaki bir “veledi” lider olarak kabul etmekte zorlanmasi ve Bucks karsisinda tek basina kalmanin verdigi sorunlar nedeniyle artik Grant Hill’in saglikli bir sekilde oynamasini diliyordu. Üstelik Patrick Ewing gibi veteran bir NBA devi ve Horace Grant gibi usta bir oyuncu da takima katilarak pota altinin güçlenmesini saglamisti. Tam kadro olurlarsa belki playoff’larda iyi isler yapabilirlerdi. Ama Hill, yine birinden beddua isitmis olacak ki daha lige yeni basladik derken sezonu kapatti. Ve bir kez daha tüm sorumluluk T-Mac’e yikildi. Çünkü Ewing artik kariyerinin sonuna gelmisti ve “20 sayi, 10 ribaund, 3 blokluk” günler geride kalmisti. Darrell Armstrong’a gelince; bir kaç sezon takimi sürükleyen isim olmasina ragmen her yil bir önceki performansini aratarak siradan bir guard olmaya dogru ilerliyordu. Bir yil öncesinin yilin çaylak oyuncusu seçilen Mike Miller ise iyi niyetli ama deneyimsizdi. Yine de tek kisilik ordu T-Mac, takimini sirtlamayi basardi ve bu performansi onun ikinci kez All-Star maçina seçilmesini sagladi.

Orlando’nun Büyücüsü

Philly’deki 2002 All-Star Maçi gerçekten bir çok ilginç olaylara ev sahipliginde bulundu. Allen Iverson’in yaptigi çilgin parti olay oldu. MVP seçilen Kobe Bryant, bencil oyunu nedeniyle “hemserileri” tarafindan yuhalandi. Ve Michael Jordan’in bos potaya kaçirdigi smaç, belleklerde yer etti. Ama T-Mac, maç içerisinde öyle bir smaç yapti ki 2002 All-Star haftasonuna damgasini vurdu. Bir hücum sirasinda rakip potaya sakin sakin yaklasan T-Mac, aniden çildirarak topu panyaya firlatti sonra da havada yakalayip inanilmaz bir samaça imza atti ki bu hareket uzun yillar boyunca insanlarin hafizasindan kazinabilecegini sanmiyorum. Rahmetli Marylin Monroe yengemizin de kocasi Arthur Miller’in gerçek bir hikayeye dayanan “Cadi Kazani” romanini bilirsiniz. 17. Yüzyilda Salem’de baslatilan cadi ve büyücü avlariyla tüm suçlari yetenekli veya güzel olmak olan onlarca masum insan yakilir. Herhalde o zamanin insanlari T-Mac’in bu smacini görseler adami diri diri yakmakta çekinmezlerdi ki zaten takiminin ismi de sakat. Tabii bu smaç yapildigi zaman çok acimamiz gereken bir kisi var. O da maçin istatistikçisi. Ben de bir bir basketbol istatistikçisi olarak sunu söyleyebilirim ki sahadaki oyuncularin bile ne oldugunu anlayamadigi bu pozisyonu bilgisayara kaydetmeye çalisan zavalli istatistikçi muhakkak yaklasik bir kaç dakika isin içinden çikamamistir. Çünkü T-Mac sadece bir kaç saniye içinde sut, hücum ribaundu, smaç ve hatta asist sayilabilecek bir pozisyona imza atti hadi bakalim simdi hangilerini geçerli sayacaksiniz. Gelin de çikin isin içinden.

T(erminatör)-Mac

Neyse efendim basketbol tarihinin en inanilmaz smaçlarindan birini de hatirladiktan sonra Tracy’nin sezon sonundaki performansina dönelim. T-Mac, 25.6 sayi, 7.9 ribaund ve 5.3 asist ortalamasi ile sakatliklarla bogusan takimini 44-38’lik galibiyet oraniyla yine playoff’a tasimayi becerdi ve All-NBA 1.takimina seçildi. Herkes T-Mac’in bu sefer play-off’larda neler yapabilecegini merak ediyordu. Yoksa yine tek basina rakip takimlara kafa tutmak zorunda mi kalacakti? Cevap maalesef evet oldu. T-Mac sirasiyla 20, 31, 37 ve 35 sayi atmasina ragmen diger oyuncularin nerdeyse hiç katki saglamamasi sonucunda Orlando, Baron Davis’in Hornets’ina 3-1’lik skorla elendi. Bu sekilde sonra eren bir sezonun ardindan artik tüm gözler bir kez daha Grant Hill’in üzerindeydi. Ve doktorlardan müjdeli haber geldi: Hill iyilesti!! Tabii geçtigimiz sezonlarla kiyaslaninca seyrettigimiz, Hill’in iyilesmis haliydi. Hatta düsünün adam 29 maç sakatlanmadan dayanarak bir rekor bile kirdi kendi çapinda. Ama yine sezonun ortasinda Grant Hill’e doktor, T-Mac’e de çile yolu gözüktü. Tracy yine pes etmedi. Bu kez iyice Terminatörlüge soyunarak 32.1 sayi gibi insan üstü bir istatistik yakaladi (1992-93 sezonunda Michael Jordan’in 32.6 ortalamasindan sonra ki en yüksek sayi ortalamasi) ve sayi kralligina sonunda ulasti. Yalniz bu yil Tracy, sadece saha içinde yaptiklariyla degil örnek davranislariyla da gündeme geldi. Örnegin 2003 All-Star maçina çikacak Michael Jordan’a kendi yerini vererek ilk beste baslatmak istemesi tüm basketbol severlerin alkisini aldi. (Tabii T-Mac, kendisinden iki kat yasli bir oyuncuyla oynarken neler hissettigi sorulunca: “Jordan’i savunurken kendimden iki kat yasli birini tuttugum için üzülmüyorum çünkü Jordan’i asla küçümseyemezsiniz. Hala 40’in üzerinde sayi attigi maçlar var. Öyleyse Jordan’i göz ardi etmeyip sahada tüm gücünüzle onu savunmak zorundasiniz yoksa size de hiç çekinmeden 30-40 sayi atabilir. Jordan nasil sizi küçümsemeyecekse isi yavastan almayip tüm gücüyle üzerinize yüklenecekse siz de Jordan’a ayni sekilde karsilik vermek zorundasiniz.” diyecek kadar da hirsli bir oyuncu.)
Sadece Sayi degil Gönüllerinde Krali!

Ama geçtigimiz aylarda (Maryland, Virgina gibi eyaletlerde dehset saçan manyak) “Sniper” tarafindan yaralanan Iran Brown isimli küçük çocugun hayrani oldugunu gazetelerde okuduktan sonra önce hasta yatagindaki küçük çocuga formasiyla beraber cesaret verici bir not yazip göndermesi, ardindan da çocuk iyilestikten sonra onu antrenmana götürüp basketbol oynamasi T-Mac’i gönüllerin de krali yapti. Ama bildiginiz gibi gönüllerin krali olmak sizi playoff ikinci turuna tasimiyor maalesef. Hele Detroit gibi iyi savunma yapan bir takim karsisindaysaniz. NTV ekranlarinda Murat Kosova ve Kaan Kural ikilisinin sempatik yorumlariyla izledigimiz seride T-Mac yine istedigini bulamadi. Hos adamcagiz elinden geleni yapti iki maç üst üste Detroit’e 46 ve 43 sayi atmak kolay degil. Tabii sevgili Memo’muza burdan T-Mac’in üzerinden yaptigi o enfes smaç dolayisiyla geçmis olsun dedikten sonra tebriklerimizi de yollamayi ihmal etmiyoruz. Aslinda Orlando sezon içinde Memphis’le yaptigi Mike Miller-Gordan Giricek& Drew Gooden takasi sayesinde pota altina ve skorer guard pozisyonuna destek buldugunu düsünüyordu. Ama Giricek Playoff’ta sönüp giderken. Gooden ise Ben Wallace’in tecrübesine maglup oldu. Üstelik Orlando seride 3-1 önce geçmis ve saha avantajini eline geçirmisken kaybedilen bu seri, Tracy McGrady’nin Kevin “ birinci tur” Garnett’le kiyaslanmasina yol açmaya basladi. Ama dogrusunu söylemek gerekirse bence Tracy’nin bundan fazla yapabilegi hiçbir sey yoktu. Eger takiminizda 31.7 ortalama ile oynayan biri varsa ve siz bu seriyi kazanamiyorsaniz sanirim burada suçu T-Mac’te degil de baskalarinda aramak lazim. Özellikle de milyonlarca dolar alip 3 sezonda toplam 60 maç bile oynamamis bir süper yildiziniz varsa ve bu süper yildiz salary cap’te elinizi ayaginizi bagliyorsa yöneticilerin daha degisik yollara basvurmasi gerektigi dogal olarak akla gelmekte. Çünkü bu is tek basina T-Mac’le olur mu? Asla!! Hatirlayacaksiniz ki Michael Jordan bile tek basina Bulls’u sampiyon yapamadi. Ama ne zaman yanina Scottie Pippen, Horace Grant gibi oyuncular eklendi o zaman kimse sampiyonlugu onun elinden alamadi. Eger Orlando yönetimi yeni bir Michael Jordan yaratmak arzusundaysa önce yapmasi gereken tek birsey var: T-Mac’in yanina “saglikli” bir Scottie Pippen bulmak!!


Murat_1995 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.01.07, 11:24   #7 (permalink)
Banned
 
Murat_1995 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Mesaj Sayısı: 767
Konu Sayısı: 253
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 2341
Rep Derecesi : Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000Murat_1995 0-250000
Ruh Hali:

Standart Kevin Garnett




[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir.Kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]


KEVİN GARNETT


Tam Ismi: Kevin Garnett

Boy: 6" 11

Agirlik: 220 lbs.

Pozisyon
:Power Foward

Dogum Yeri: Mauldin, South Carolina

Dogum Tarihi: Mayis 19, 1976

Bitirdigi Okul: None

NBA Team: Minnesota Timberwolves


Adam Olacak Çocuk

Kevin Maurice Garnett, 19 Mayis 1976’da Mauldin-Güney Carolina’da dogdu. KG çocukken birazcik sokakta gezen belali tiplerden de olsa (Okulda beyaz bir çocugun bileginin kirildigi bir kavgaya karistigi için tutuklanmisti) genelde vaktinin çogunu idolü Magic Johnson gibi iyi bir basketbolcu olabilmek için Springfield Park’ta basketbol oynayarak geçiriyordu. Hatta Kevin, kendisini basketbola o kadar kaptiriyordu ki yaninda biri olsun ya da olmasin çogu kez gece yarisina kadar parkta kalarak sut atmaktaydi. Kevin’in öz babasi O’Lewis McCullough da tam anlamiyla bir basketbol delisiydi. KG’nin üvey babasi ise onun basketbol oynamasina pek de sicak bakmiyordu. Annesi Shirley Irby Garnett de çocugunun basketbol gibi “bos isler” ile ugrasacagina oturup ders çalisarak üniversiteye gitmesini arzulamaktaydi. Ama KG’nin okul ve derslerle arasi pek iyi degildi. Onun tek yapmak istedigi basketbol oynamakti. Bu yüzden Kevin, herkesten gizli olarak lisesinin basketbol takimi Mauldin Mavericks’te oynamaya basladi. Kevin’in ailesinin ise bundan haberi yoktu. Ögrendiklerinde de çoktan is isten geçmis ve Garnett maçlara çikmaya baslamisti. Artik Kevin’in basketbol oynamasinin engellenemeyecegi asikardi. Üstelik Kevin, bu oyunu gayet de iyi oynuyordu. Lisedeki ikinci yilinda KG’nin ünü giderek yayilmaya basladi. Garnett’in maçlarini kaçirmak istemeyen insanlar Mauldin Lisesi’nin salonuna akin ederek onun basketbol sovunu izliyordu. KG, o günlerde basketbol vasitasiyla Stephon Marbury isminde New York’lu bir genç ile tanisiyor ve ikilinin arasindaki dostluk, kisa zamanda adeta iki kardesin iliskisine dönüsüyordu. KG, Güney Carolina’da Mauldin Lisesinde “Mr.Basketball” seçildikten sonra son sinifta Chicago, Illinois Eyaleti’ndeki Farragut Akademisi’ne geçmek zorunda kalmisti. 1995 sezonunda %66.6 sut yüzdesi ile 25.2 sayi, 17.6 ribaund, 6.7 asist ve 6.5 blok ortalamariyla oynayarak, spektaküler smaçlari ile adini duyuran ama ne yazik ki kötü bir trafik kazasi sonucunda bir lise efsanesi olmaktan öteye gidemeyen Ronnie Fields (1996’da Amerikanin en iyi bes lise oyuncusundan biri olarak seçilmisti) ile birlikte takimini 28-2’lik bir seride sirtlayan oyuncu olurken Amerika’nin en yüksek tirajli gazetelerinden USA TODAY tarafindan yilin basketbol oyuncusu olarak seçilirken, Parade ve Slam Dergilerince de Amerika’daki en iyi bes lise oyuncusundan biri olarak gösterildi. Kevin’in Brooklyn’li kankasi Steph ise Parade tarafindan 1995 yilinin en iyi lise oyuncusu seçilmisti. Garnett, Springfield'da düzenlenen birinci Nike Hoop Summit turnuvasinda, Amerikan Genç Milli takima davet edildi ve ilk defa Amerikan Ulusal formasini giydi. Yapilan maçta Amerikan Genç Milli Takimi, uluslararasi oyunculardan olusan karma takimi zor da olsa 86-77 maglup ederken KG, 10 sayi, 10 ribaund ve 9 blokla triple-double'i kil payi kaçiriyordu. (1999'da KG, Porto Riko’da düzenlenen Amerika Kitasi Olimpiyat elemelerinde ikinci kez milli formayi giyme sansini yakaladi. KG'li Amerikan Milli takimi, 11 günde çiktigi 10 maçin 10'unda da galip gelerek altin madalyaya uzanirken, Garnett 11.9 sayi, 7.0 ribaund, 1.9 asist, 2.2 blok ve 1.7 top çalma ortalamalari ile Gary Payton, Tim Duncan ve Jason Kidd ile birlikte takima kattigi yüksek enerji ve nefes kesen smaçlariyla seyircilerin begenisini toplamisti) Tekrar KG’nin Lise son siniftaki son günlerine dönelim. KG, Ron Mercer, Shareef Abdur-Rahim ve Stephon Marbury gibi ülkenin en iyi lise oyuncularini karsi karsiya getiren St.Louis’deki 1995 McDonalds All-American maçinda 18 sayi, 11 ribaund, 4 asist ve 3 blok üreterek, Most Outstanding Player ödülünü kucaklarken (1995 McDonalds All-American maçinda oynayan ve simdi NBA’de forma giyen diger oyuncular: Kobe Bryant, Vince Carter, Paul Pierce, Chauncey Billups, Antawn Jamison ve Robert Traylor) ardinda toplam 2533 sayi, 4807 ribaund ve 739 blokluk bir lise kariyeri birakiyordu. Normal sartlar altinda Kevin Garnett çapinda bir oyuncuyu kapmak için çogu NCAA takimi kiyasiya bir yarisa girerdi (KG’nin NCAA’de oynayamiyacagi belli olmadan önce Michigan, Michigan State, DePaul, North Carolina ve Illinois üniversiteleri ile görüstügü söyleniyordu) ama Kevin, son SAT sinavinda kaldiginda artik koleje kabul edilme ihtimali ortadan kalkmisti. Iste bu yüzden artik sansini NBA’de denemeye karar verecekti.

Kuzu Postuna Bürünen Timberwolves’un Hain Plani!!..

1995 NBA Draftina; Jerry Stackhouse, Rasheed Wallace, Antonio McDyess, Joe Smith, Damon Stoudemire ve Michael Finley gibi bir çok bomba isim katildigindan Kevin Garnett’in kaçinci siradan seçilecegi merak konusuydu. Çünkü 1975 Draftinda Philadelphia tarafindan 5.siradan seçilen Darryl Dawkins’den tam 20 yil sonra ilk defa bir Lise oyuncusu NBA draftinda seçilme sansina sahipti. (NBA tarihinde, üniversitede oynamadan liseden direk lige katilan ilk oyuncu efsanevi Moses Malone’dur. NBA Draftinda 1.siradan seçilen ilk liseli oyuncu ise 2001’de Washington Wizards tarafindan seçilen Kwame Brown’dur) Bu sirada Minnesota’nin basketbol faaliyetlerinden sorumlu baskan yardimcisi eski Celtics efsanelerinden Kevin McHale ve takimin coach’u Flip Saunders, Timberwolves için ilginç bir draft stratejisi belirlemisti. Ortaliga Kevin Garnett’in bulunmaz bir Hint kumasi olduguna ve onu kesinlikle kaçirmayacaklarina dair söylentiler yayacaklardi. Böylelikle spekülasyonlara aldanip panige kapilan takimlardan birinin “Bu adamlarin kesin bir bildigi vardir!! Biz elimizi bunlardan önce tutalim da su çocugu alalim” diye Garnett’i seçecegini ümit ediyorlardi. Hayallerindeki oyuncu ise North Carolina’da Michael Jordan’in tahtina aday gösterilen skorer guard- forvet Jerry Stackhouse idi. McHale ve Saunders planlarinin tikir tikir isleyecegini, bu sekilde de diger takimlari “kekleyerek” Stack’in dogrudan kucaklarina düsmesini saglayacaklarini hesaplamaktaydi.

“Flip eger bu çocuk basaramazsa ikimiz de kovuluruz!!” Kevin McHale


Ama Garnett, Minnesota’nin planlarini çöpe atan isim oldu. O güne kadar bir tek Minnesota yetkilisi bile Garnett’i izlemeye gitmemisti. Bu yüzden KG’nin nasil bir oyuncu olduguna dair en ufak bir fikirleri bile yoktu. Garnett, Chicago’da çiktigi bir work-out’ta öyle bir basketbol sovu sundu ki Saunders ve McHale salondan ayrilirken ikisinin de agzi açik kalmisti. Tam salonun disina çiktiklarinda Saunders döndü ve McHale’e sunlari söyledi: “Kevin bu çocugu alacagimizi kimse bilmemeli!! Eger onu 5.sirada alabilirsek sansliyiz.” Bir önceki sezonda ancak 21 galibiyet alabilen Timberwolves için yazarlar, takimi çekip çevirebilecek ve kendisini NCAA’de ispatlamis Damon Stoudemire gibi bir guard’a ihtiyaç duyuldugunu yazmaktaydi. Birakin Garnett gibi daha olgunlasmamis bir lise oyuncusunu Jerry Stackhouse’un bile bir kumar olabilecegini iddia ediyorlardi. Yani Garnett gibi uzun yillara yayilmasi gereken bir draft planinin baslangici, degil kumar oynamak intiharin ta kendisiydi!! Drafttan evvel McHale, Saunder’s söyle dedi: “Flip eger bu çocuk basaramazsa ikimiz de kovuluruz!!” Draft gecesinde Maryland’li Joe Smith (ki gelecek yillarda Minnesota’yla usulsüz anlasma yaparak Timberwolves’un basini oldukça agritacakti) 1.sirada Golden State tarafindan seçiliyordu. Clippers hakkini Antonio McDyess’dan, Sixers Jerry Stackhouse’tan ve Washington da Rasheed Wallace’tan yana kullanmisti. Besinci siradaki Timberwolves’ta ise McHale ve Saunders, Garnett’i kaçirmamanin getirdigi rahatlikla oldukça derin bir nefes aliyordu. Minneapolis Lakers’tan Minnesota Timberwolves’a… Minnesota, 1989-90 sezonunda Orlando Magic’le beraber NBA’e katildiginda, Minneapolis ikinci kez bir NBA takimina ev sahipligi yapma sansini yakalamisti. Sehrin ilk NBA takimi ise daha sonra Los Angeles’a tasinacak olan ve George Mikan ve Elgin Baylor gibi efsanevi isimlerin oynadigi Minneapolis Lakers idi. Timberwolves bir anda Minnesota’ya yeni bir heyecan getirdiyse de takimin aldigi kötü sonuçlar ve genelde sezonu hep 3 asagi 5 yukari 20 galibiyet alarak tamamlamalari neticesinde heyecan duygusu yerini hayal kirikligina birakti. Minnesota o kadar kötü bir takimdi ki hatirlarim babam, ben 12-13 yasimdayken bana televizyona baglanan oyunlardan almisti. Tabii o zamanlar simdiki gibi playstation falan yok. Benim de favori oyunum binbir güçlükle buldugum “dandik” bir NBA oyunuydu. Oyunun tasarimcisi Çinli programci, fanatik bir Knicks taraftari ve Starks hayrani oldugu için John Starks oyundaki en iyi oyuncu olarak tasarlanmisti. Ben de New York Knicks’in karsisina “ezik” Minnesota’yi alip John Starks’a 50 üçlük attirmaya ya da Patrick Ewing’e 40 blok yaptirmaya ugrasirdim. Iste Kevin Garnett geldikten sonra Minnesota’nin oyunlara bile yansiyan bu makus talihi tersine döndü. Dikkat Koca Köpek Var!! Garnett gerçek anlamda ilk profesyonel maçina Milwaukee Bucks karsisinda çikti. KG bu maçi söyle anlatiyor: “Ilk maçimda karsimda Glenn “Big Dog” Robinson vardi. Baslarda maç oldukça keyifliydi. Çünkü posterleri odamin duvarlarini süsleyen biri karsisinda oynamak bana heyecan veriyordu. Ama maç ilerledikçe çabuk ögrenmek zorunda kaldim. Big Dog bazi pozisyonlarda gerçekten bana günümü gösterdi. Ama ikinci karsilasmamizda intikamimi aldim. Çünkü bu kez hazirlikliydim. Rövansta 6 kez Bucks potasina bastim. Ayrica koca köpegi de %34 sut yüzdesiyle oynattim. Daha ne isteyebilirdim ki!!” Garnett kariyerinin ilk üç ayina takimin yedek kisa forveti olarak basladi. (Bu aradaGarnett’e de kisa forvet diyoruz ya insaf, adam 2.11!!) Bu 3 aylik sürede ise 6.2 sayi ve 3.8 ribaund ortalamalari ile oynuyordu. Hatirlayacaksiniz, geçtigimiz aylarda Kenny Smith ve Charles Barkley’in Yao Ming hakkinda girdikleri iddia ve Sir Charles’in bir essegin oldukça nazik bir kismina buse kondurmasiyla neticelenen olaylar, Smith’in Ming hakkinda yorum yaparken KG’nin de ilk aylarinda pek parlak bir performans ortaya koyamadigini ama sonra kendisini yavas yavas toparladigini hatirlatmasiyla baslamisti. Gerçekten de Garnett, kendisine ilk beste yer bulmaya basladigi Ocak ayinda aniden ortalamalarini 14.0 sayi ve 8.4 ribaund’a çikardi. All-Star haftasonunda çaylaklar takimina da seçilen KG, Bati takimi hanesine 8 sayi, 6 asist, 4 ribaund eklerken Dogu takiminda Damon Stoudemire ve Jerry Stackhouse etkili oyunlariyla takimlarini 94-92’lik skorla Bati karsisinda galibiyete tasiyordu. KG çaylak sezonunda 10.4 sayi ve 6.3 ribaund ortalamalari ile oynayip NBA’in en iyi ikinci çaylak takimina (All Rookie Second Team) seçildi. Ama Minnesota KG’nin katkisina ragmen bir kez daha 20’li galibiyetlerden kurtulamamisti.

“Kevin hep 2.13’e ulasirsa onu pivot olarak oynatip Shaq gibi uzunlarin üzerine salacagimi zannettigi için boyunun birazcik daha uzamasindan ödü kopuyordu. Onu 3 numarada oynatip rakiplere kan kusturmak varken hiç pivot oynatacak kadar budala olabilir miyim??” Flip Saunders


Murat_1995 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:57.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.0.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2021 DragonByte Technologies Ltd.
ForumTayfa

Arşiv: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 16 22 23 24 25 26 27 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 95 96 97 98 99 100 102 103 104 105 106 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 167 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271


ForumTayfa - Link Değişimi
Telinka İletişim | Voip Ürünleri | Link Değişimine Katılın |

Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. ForumTayfa Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız [email protected] email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Any member of our web site has the right of adding comments instantly without getting permisson due to the forum structure of our site basis. Althought, our site modarators check comments with care, all the responsibilities sourced from these comments directly belong to the members. If you still find any illegal content in our site ( A.buse, H.arassment, S.camming, H.acking, W.arez, C.rack, D.ivx, Mp.3 or any Illegal Activity ), please report us via [email protected] .Your reports will be evaluated as soon as the arrival of your e-mail.