ForumTayfa  

Go Back   ForumTayfa > Her Telden > İslam ve İnsan > Peygamberimiz (Sav)

Peygamberimiz (Sav) Son peygamber Hz.Muhammed (sav) ile ilgili herşey

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12.05.12, 17:13   #1 (permalink)
Yeni Tayfa
 
tersinim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2011
Mesaj Sayısı: 82
Konu Sayısı: 42
Rep Gücü: 10
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : tersinim 0-250000
Lightbulb İslam Tarihi (Mekke Dönemi)




DAYANAKLAR

Kuran-ı Kerim:

Adiyat Ahzap - Al-i-İmran Ahkaf Ankebut - Araf - Bakara - Casiye - Cin - Cuma - Duhan - Hicr - Enam - Enbiya - Enfal - Fatır - Fecr - Fetih - Furkan - Fussilet - İbrahim - İsra - Hac - Hadid - Hakka - Haşr Hicr - Hucurat - Hud - İsra - Kalem - Kamer - Kehf - Kasas - Lokman Maide - Mearic - Meryem - Müddesir - Mûminûn - Mumin- Mürselat Mümtehine - Nahl - Naziat - Necm - Neml - Nisa - Nuh - Nur - Rahman - Rum - Sad - Saff - Saffat - Sebe - Secde - Şuara - Tahrim Tevbe - Tur - Taha - Yasin - Yunus - Yusuf - Zariyat - Zuhruf

Kuran-ı Kerim Meal ve Tefsirleri

Sahih Hadisler

Dört İncil

= = =

FAYDALANDIĞIMIZ ESERLER

Abdullah Aydemir=İslami kaynaklara göre peygamberler
Ahmet b.Hanbel=Müsned
Ahmet Cevdet Paşa= Kısas-ı Enbiya
Belâzuri=Ensabu'l Eşraf
Beyhaki=Delailin Nübüvve
Beyhaki=Sünen
Bünyamin Ateş= Peygamberler tarihi
Buhari=Sahih
Büyük İslam Tarihi (Kurul)
Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
Ebul Ferec ibn.Cevzi=El Vefa
Ebul Fida=Elbidaye vennihaye
Ebu Nuaym=Delailün Nübüvve
Diyarbekri=Hamis
Halebi=İnsanüluyun
İbn.Abdulberr=İstiab
İbn. Esir=Kâmil
İbn. Haldun=Tarih
İbn.İshak-İbn. Hişam= Sîre
İbn.Kayyım=Zadülmead
İbn. Kesir= Kuran tefsiri
İbn. Sa'd=Tabakat
İbn. Seyyid=Uyûnul Eser
İmam-ı Gazali= İhya
Kastalani=Mevahibülledüniyye
Maurice Bucaille=Müsbet ilim yönünden Tevrat, İnciller ve Kuran
Muhammet Hamdi Yazır=Hak dini, Kuran dili
M.Asım Köksal=İslam Tarihi
M.Asım Köksal=Peygamberler tarihi
Müslim=Sahih
Taberi=Tarih
Yakubi=Tarih
Zehebi=Tarih-ül İslam

= = =

Gönlünün Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu, dolu olduğunu iyi bildiğim ve bu konu da pek çok kişiyle birlikte şahadette bulunabileceğim dünyalar güzeli, Cennetmekan pek sevgili anneciğime ithaf olunur.

Lütfen onun ve ahrete intikal etmiş diğer Müslüman kardeşlerimizin ruhlarına bir FATİHA okuyunuz.



Konu tersinim tarafından (12.05.12 Saat 17:18 ) değiştirilmiştir.
tersinim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.05.12, 17:20   #2 (permalink)
Yeni Tayfa
 
tersinim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2011
Mesaj Sayısı: 82
Konu Sayısı: 42
Rep Gücü: 10
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : tersinim 0-250000
Standart Cevap: İslam Tarihi (Mekke Dönemi)




NİÇİN SİYER İLMİ?


Bismillahirrahmanirrahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!

O Allah ki eşi ve şeriki yoktur. Din gününün sahibidir.

Yerdekilerin, göktekilerin ve ikisi arasındakilerin sahibi Odur. Onun her şeye gücü yeter. Yalnız Ona ibadet eder, yalnız Ondan yardım dileriz.

Şanı yüce Allah (cc) insanı yarattı. Doğru yolu bilsinler diye peygamberler gönderdi. Yüz yirmi dört bin peygamberin yalnız yüz otuz beşine kitaplar verdi. Peygamberlerden kimini bize bildirdi, kimini bildirmedi.

Siyer ilmi peygamberlerin hayatını anlatan ilim demektir.

İnsanlar inandıkları, rehber edindikleri peygamberlerini yüceltmek istemişler, her kavim peygamberini ululamaya çalışmış; onlara olmadık sıfatlar yakıştırarak hayatlarına israiliyat dediğimiz hurafeler karıştırmışlardır.

Fakat bir peygamber vardır ki onun hayatı bir Güneş gibi apaçıktır. O ahirzaman peygamberi Hz. Muhammed(a.s)tir.

Onun hayatı Kuran-ı Azimüşşanın en doğru tefsir edilerek yaşanmış şeklidir.

O yaşam ki Allahın sevgilisi olduğu halde dünya nimetlerini bir kenara itivermesi; inananlar kolayca örnek alıp, taklit edebilsinler diye son derece sade ve gösterişsiz bir hayatı tercih etmesinin sonucudur.

Düşününüz ki dünya nimetlerinin en iyilerini, en güzellerini sahip olma şansı olduğu halde O bunlara itibar etmemiş, hayatı boyunca üç gün üst üste karnı tok olduğu halde yatıp uyumamıştır.

Karnını taş bağlayıp, açlığını yatıştırmaya çalışanlardan biri de Odur.

Henüz anne karnındayken babasını kaybedip yetim kaldı.

Beş yaşındayken annesini kaybetti. Hem yetim hem öksüz kaldı. Hz. Fatıma dışındaki evlatlarıyla iki hanımını kendi elleriyle kabre koydu. En büyük acı olan evlat acısını defalarca tattı.

O Allahın Resulü ve Habibi olduğu halde acılarla terbiye edildi.

O hayatını maddiyatla değil de manevi güzelliklerle bezemiş; gelmiş, geçmiş en büyük insan, Allahın kulu ve resulüdür.

Hayatının bir güneş gibi apaçık olması, israiliyet türü hiç bir hurafenin karışmaması biz Müslümanlar için bulunmaz bir nimettir.

Bulunmaz bir nimettir çünkü Onun yaşayışını taklit ederek ulaştığı yüksek makamların şeref ve mükâfatlarından bir nebzecikte olsa pay alabiliriz. En zengininden en fakirine kadar hiç bir Müslüman'ın onu taklit etmekten alıkoyan haklı bir gerekçesi olamaz.

Biz Onun hayatında sevgi, şefkat, merhamet, alçak gönüllük, sabır, af, cesaret, yiğitlik gibi insani meziyetlerin en güzel örneklerini görürüz.

Bir bakıma onun hayatının öğrenirken asr-ı saadet dönemini birlikte yaşarız.

Onun ashabından, kapı dibi komşularından biri oluruz. Onunla birlikte dertlenip kederlenir, onunla birlikte acılar çeker, onunla birlikte seviniriz.

Güzel yüzünü görür, tatlı sesini dinleriz. Bedirde, Uhutta onunla birlikte savaşırız. Onunla birlikte gazalara çıkarız.

Bir bakıma bizzat kendisi tarafından müjdelenmiş olan Onu görmeden sevenlere vaat edilen en yüksek, en üstün makamlara ulaşma şansımız olur. Onu öğrenelim ve Onun gibi yaşamaya çalışalım.


Hüdai ÇAKMAK



Konu tersinim tarafından (07.06.12 Saat 21:51 ) değiştirilmiştir.
tersinim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.05.12, 17:22   #3 (permalink)
Yeni Tayfa
 
tersinim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2011
Mesaj Sayısı: 82
Konu Sayısı: 42
Rep Gücü: 10
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : tersinim 0-250000
Standart Cevap: İslam Tarihi (Mekke Dönemi)




HZ. MUHAMMED’İN (a.s.v) BEKLENİŞİ

İsa (a.s) yüce Allah (c.c) tarafından göğe çekildikten sonra havariler dünyanın dört yanına dağıldılar. Bu, İsa’nın (a.s.) kendilerine olan vasiyetiydi. İsa (a.s) onlara:

-Yeryüzüne dağılınız. İnsanların akına karasına Rabbimin Nurunu götürünüz diye emretmişti.

İsa (a.s) sağlığında havarilerini gidecekleri yerleri belirtmişti. Buna göre:

1-Petros’a yanında müminlerden Bulus olduğu halde Rumiyye’ye,

2-Andrea ve Matta’ya insan yiyen zencilerin yurduna,

3-Tomas’a Babil ülkesine,

4-Yuhanna’ya Ashab-ı keyfin yurdu olan Efsus’a,

5-Yakub’a Oraşalım’a,

6-Simon’a Kuzey Afrika’daki Berberîler ülkesine
gitmelerini emretmişti.

Havariler görevlerini layıkıyla yaptılar. Önlerine çıkan hiç bir zorluk onları yıldırmadı. İsa’nın (a.s) getirdiği Nuru yaymak için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadılar. İşkencelere uğradılar, sürgün edildiler. İçlerinde bu uğurda canlarını verenler oldu.

Müşriklerin, özellikle Yahudilerin bütün engel olma çabalarına rağmen Hıristiyanlık bütün dünyaya süratle yayılmaya başladı. Bu ara İnciller kaleme alındı. Pek çok İnciller yazıldı. İncillerin sayısı yüzleri buldu.

İncillerin pek çoğu bazı konularda birbirleriyle çelişiyordu. Bu; yeni dini, önce kendi dinlerine benzetmeye, daha sonrada zayıflatmaya, içlerinde eritmeye çalışan Yahudilerin Hıristiyanları bölüp parçalamaya yönelik bir oyunuydu.

İlk Hıristiyanlardan yakalananlar çeşitli işkencelere maruz kalırlardı. Fakat onlar gerçek mümin kişilerdi. Aç aslanlara atılma; diri, diri yakılma gibi tüyler ürpertici işkencelere maruz kalmalarına rağmen dinlerinden dönmezlerdi.

Bu durum İsa’nın (a.s) doğumundan üç yüz on sene sonrasına kadar devam etti. Nihayet Roma imparatoru Konstantin Hıristiyanlılığı serbest bıraktı, İsevîlerin inançlarını rahatça yaşamalarına izin verdi.

İmparator Konstantin Roma’yı bırakarak bu gün İstanbul ismiyle anılan Konstantiniyye şehrini geldi, başşehrini buraya taşıdı.

Etrafına pek çok Hıristiyan toplandı. Konstantin’in kendisi de Hıristiyan oldu. Hıristiyanlığı imparatorluğunun resmi dini yaptı.

İmparator Konstantin’in Hıristiyan olması Hıristiyanlara pek büyük bir güç verdi. Süratle yayılıp, çoğaldılar.

Fakat İncil-i Şerif İsa’nın (a.s.) ağzından çıktığı şekliyle kaleme alınmamış, doğru bir şekilde zapt edilememişti.

İlk dönemlerde İncil insanların zihinlerindeydi. Yahudiler bundan çok kötü bir şekilde istifade ettiler.

Yeni dini zayıflatmak, bölüp parçalamak için birbirlerinden farklı pek çok İncil’in yazılmasına ön ayak oldular.

Birbirleriyle çelişen pek çok İncil’in bulunması Hıristiyanlar arasında uyuşmazlıkların, çözülmesi mümkün olmayan çetin ihtilafların ortaya çıkmasına neden oldu.

İnciller halktan gizlendi. Okumaları, öğrenmeleri engel olundu. Bunun sonucunda İncili okuyup yorumlayan halktan ayrı bir ruhban sınıfı oluştu.

İncil, ruhban sınıfların elinde kaldı. Geniş halk kitleleri haftadan haftaya yapılan ayinlerde papazların okuduğu belirli bölümler dışında İncil konusunda her hangi bir bilgiye sahip değildiler.

İnciller piskopos diye anılan bazı kişilerin yorumlarına bırakıldı.

Çeşitli İnciller olması nedeniyle İncilleri yorumlayan bu kişiler arasında kıskançlıklardan kaynaklanan amansız bir rekabet başladı. Bu kıskançlıkların doğurduğu rekabetse aralarındaki ihtilafları, anlaşmazlıkları çoğalttı.

Bu anlaşmazlıkların siyasi bir etkisi oldu. Sonunda Roma imparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü.

Roma imparatorluğunun bölünmesi Hıristiyanlığında ikiye bölünmesi demekti. Bu, aynı zamanda Hıristiyanlığın iki başlı olmasına neden oldu.

Aynı peygambere inanmalarına rağmen birbirlerine rakip hatta düşman iki parçaya ayrıldılar.

Hıristiyanlardan bir kısmı Roma’da bulunan papaya tabi oldu. Onlara Katolik denildi.

Diğer kısmı ise İstanbul’da bulunan patriğe bağlıydılar, onlara da Ortodoks adı verildi. Bunlarda aralarında pek çok mezheplere ayrıldılar.

Bu aralarda bir tevhit dini olan Hıristiyanlığa teslis akidesi sokuldu. Allah’ın babasız yarattığı bir kulu ve onun tertemiz bir bakire olan annesi birer ilah haline getirildi.

Böylece İsa’nın (a.s) getirdiği tevhit dini bozuldu; duruluğunu, güzelliğini kaybetti.

Bütün tevhit dinlerinde olduğu gibi İsa’da (a.s) şanı yüce Allah’a (c.c) şirk koşmayı en büyük günah saymakta, buna şiddetle karşı çıkmakta idi.

Fakat Hıristiyanlar kiliselerine Allah’a (c.c.) şirk olan tasvirler asmakta, bunlara tazimde bulunmakta bir sakınca görmediler. Böylece şanı yüce Allah’ın (c.c.) anılması, yalnız O’na ibadet edilmesi gereken kiliseler müşriklerin mabetlerine benzetildi.

Zamanla İsa’nın (a.s.) getirdiği bu güzel tevhit dini ağır, ağır yozlaştırıldı, bir kısım insanların menfaatlerine, siyasi çıkarlarına alet edildi.

Koyu bir taassup ve zulmet bir kere daha bütün dünyayı sardı, insanların ufuklarını kararttı.

Sevgiyi, merhameti, fedakârlığı, ana babaya, hısım akrabaya ve bütün insanlara saygıyı, onların haklarını korumayı öğreten ve emreden bu tevhit dini; insanlara zulmeden, onları diri, diri yakan, kalın urganlarla ayaklarından ve ellerinden bağlayıp, atlara çektirerek parçalatan, türlü işkencelerle inim, inim inleten, insanları hapishanelerde çürüten bir zulüm aracı hâline getirildi.

Engizisyon mahkemeleri kuruldu. Nice yüzyıllar bu mahkemeler koyu bir taassupla nice masum insanların kanına girdi.

Bu mahkemeler İsa (a.s.) adına insanları zulmediyor, onlara olmadık cezalar veriyor, işkenceler ediyor, öldürüyordu.

Ne gariptir ki bütün bunlar; yanağınızı vurana diğer yanağınızı çevirin güzel öğretisini getiren, henüz annesinin kucağında meme emen bir bebekken; Ben cebbar ve şaki bir kişi değilim diyen İsa (a.s.) adına yapılıyordu.

Zamanla kiliseler insanlara para karşılığı günahlarını affetmeye, cennetlerden bağlar, bahçeler satmaya başladılar. Bu yollarla inanılmaz servetler edindiler.

Halbuki o cennetler Allah’ın (c.c) muttakî kullarına bir ödülüydü. Tâat sahiplerinin, Allah’ın (c.c) emirlerine uyan, yasaklarından kaçınanların yeri ve hakkıydı. Onu başkalarına vaat etmeye, satmaya hiç kimsenin hakkı ve yetkisi yoktu.

Kiliseler dini bırakıp doğrudan siyasetin içine girdi. İnsanları olduğu gibi devletleri kontrol eden, onları yıkan ya da yeniden kuran bir güç oldu.

Böyle bir güç kiliselerin başında bulunanların başlarını döndürdü. Bu aynı zamanda kiliseler arasında da amansız bir rekabetin doğması demekti.

İnsanlar aynı dine inandıkları halde birbirleriyle amansızca savaştılar, İsa (a.s) adına birbirlerini öldürdüler. Allah (c.c) ve İsa (a.s); papaların, patriklerin, papazların siyasi çıkarları için kullandıkları bir meta haline geldi.


Devamı var.


tersinim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.06.12, 21:49   #4 (permalink)
Yeni Tayfa
 
tersinim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Apr 2011
Mesaj Sayısı: 82
Konu Sayısı: 42
Rep Gücü: 10
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : tersinim 0-250000
Standart Cevap: İslam Tarihi (Mekke Dönemi)




HZ. MUHAMMED’İN (a.s.v) BEKLENİŞİ-2

İsa’dan (a.s) sonra beşinci yüzyılın ilk çeyreklerinde; yüzyıllardan beri aralarında ihtilaf konusu olan ve türlü anlaşmazlıklara, savaşlara neden olan bir konuyu konuşup tartışmak ve bir karara bağlamak üzere İznik’te bir konsil toplandı. Konsilin görevi artık sayıları yüzleri bulan İncilleri ayıklamak; içlerinden en itibarlı, en doğru olanları seçmek ve bunları Hıristiyanlara tavsiye etmekti.

Fakat her zaman olduğu gibi bu işte de kişisel hırslar, siyasi temayüller baskın çıktı. Konsil günlerce çalıştı, İncilleri günlerce tartıştılar. Sonunda dört İncilin kabulü ile diğer İncillerin yok edilmesi kararına vardılar. Kabul edilen bu dört İncil Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleriydi.

Yüzlerce İncil arasından dört İncilin kabulü ile diğerlerinin yok sayılması kararını nasıl ve hangi yetkiyle aldıkları ise ayrı bir tartışma konusu oldu. Belki de yok saydıkları İncillerden birisi gerçek İncil’di. Daha sonra gelişen olaylar bu konudaki kuşkuların ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.

Fakat yüzlerce İncil’in ortadan kaldırılması da bir sonuç vermedi. Dine siyaset bulaştırdılar. Hıristiyanlar kendi aralarında savaştılar. Pek çok mezhep kavgaları çıktı.

Ortadan kaldırılan, yok edilen İncillerin başında Barnaba İncili gelmektedir.

Barnaba, Hıristiyanlığın ilk dönemlerindeki en büyük şahsiyetlerinden birisidir. Kendisi Levi soyundan Kıbrıslı bir Yahudi ailesine mensuptu. İncil yazarı ve on iki havarilerden olan Markos, Barnaba’nın yeğeniydi. Asıl adı Yusuf’tu. Barnaba adı daha sonra kendisine havariler tarafından verilmiştir. Peygamberin oğlu, teselli oğlu anlamlarına gelmektedir.

Luka tarafından kendisi, imanla dolu iyi bir insan olarak tavsif edilmiştir. Şahadetiyle Pavlus’un havariler arasına alınmasını sağlayanlardan birisidir.

Barnaba, İsa’nın seçtiği yetmiş öğrenci arasındadır. O aynı zamanda putperest milletlere Hıristiyanlığı tebliğle görevlendirilenlerin içindeydi.

Barnaba, önceleri Pavlus ile birlikte bu görevini yaparken daha sonra çıkan anlaşmazlık sonucu ondan ayrılmıştır.

Barnaba inciliyle ilgili ilk vesikalar dördüncü yüzyıla aittir. İncili, beşinci yüzyılda bizzat papa tarafından yasaklanmıştır.

Bu gün Barnaba inciline ait tek nüsha İtalyanca olup Avusturya Milli kütüphanesinde bulunmaktadır.

Barnaba İncili en çok tartışılan İncil olmuştur. Muhtevası nedeniyle bazı batılı müsteşrikler böyle bir İncilin olmadığını, bu İncil’in Hıristiyanken Müslüman olan bir kişi tarafından kasıtlı olarak yazıldığı savunulmaktadır. Halbuki bu mümkün değildir.

Barnaba İncilinin Müslümanlık ortaya çıkmadan çok uzun zaman önce var olduğuna, bizzat papa tarafından yasaklandığına dair tarihi belgeler vardır.

Barnaba İncil’inin hemen başında bu İncil’in Hz. İsa’nın (a.s) gerçek İncil’i olduğunu, onun havarisi Barnaba tarafından yazıldığını belirtir.

Barnaba; İsa’yı (a.s.) Tanrı’nın oğlu olarak niteledikleri, Allah’ın (c.c) bütün büyük peygamberlerince belirtilmiş sünneti kabul etmedikleri, temiz ve helâl olanları bozdukları gerekçesiyle diğer İncil’leri reddeder, İsa’nın Allah’ın (c.c) kulu ve resulü olduğunu belirtir, bu nedenle İncil’ini yazmaya karar verdiğini bildirir.

Barnaba İncil’i Luka ve Matta İncil’leriyle pek çok yönden benzeşmekte ise de aralarında büyük farklılıklar vardır.

Şüphesiz ki en büyük fark Barnaba İncilinde özellikle teslisi ve İsa’nın (a.s.) ulûhiyetini reddetmesi Onun sadece gelecek olan Mesih’i müjdeleyen bir peygamber olduğunu belirtmesidir.

Barnaba İncil’i ayrıca şu konularda diğer İncil’lerle farklılıklar gösterir.

a) İsa Zeytin dağında bulunduğu sırada Cebrail gelerek İncil’i indirmiş, İsa’nın (a.s.) kalbine dolan bu kitapla peygamberliği fiilen başlamıştır. İsa, (a.s) Kudüs’teki mabette Allah (c.c.) adına ilk vaazını bundan sonra vermiş, İbrahim’in (a.s.) hatırasına Allah (c.c.) adına bir kurban takdim etmiştir.

b) Barnaba İncilinde diğer İncillerin aksine İsa’nın (a.s.) on iki havarisinin içinde Barnaba da vardır.

c) Sünnet olmanın Allah (c.c.) ve Hz. İbrahim (a.s.) arasında yapılan ebedi bir ahit olduğunu, uygulamanın Âdem’den başladığını, sünnetsizliğin cennetten mahrum kalmakla aynı şey olduğu bildirilir.

d) Domuz eti gibi yasaklanmış besinlerin yenmesi haramdır.

e) Putperestlik, Allah’a (c.c.) şirk koşmak en büyük günahtır.

f) İsa (a.s.) dört melek tarafından göğe kaldırılmıştır.

g) Daha önce gönderilen kutsal yazılar tahrif edildiğinden Allah (c.c.) hakikati tekrar vazetmek için İsa’yı (a.s.) göndermiştir. Bu hakikat ise İsmail (a.s.) soyundan gelecek bir Mesih’in müjdesidir.


Devamı var.


tersinim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HASIMÎLER(İslam Tarihi) tekelioğlu Genel Tarih ve İnkılap Tarihi 0 10.11.08 01:05
Fil Vakası-(İslam Tarihi) tekelioğlu Genel Tarih ve İnkılap Tarihi 0 09.11.08 23:56
CÂHILIYYE DÖNEMI-(İslam Tarihi) tekelioğlu Genel Tarih ve İnkılap Tarihi 0 09.11.08 23:52
İslam Tarihi Dr.TaKa Peygamberimiz (Sav) 28 10.04.07 16:00


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:11.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.0.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2020 DragonByte Technologies Ltd.
ForumTayfa

Arşiv: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 16 22 23 24 25 26 27 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 95 96 97 98 99 100 102 103 104 105 106 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 167 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271


ForumTayfa - Link Değişimi
Telinka İletişim | Voip Ürünleri | Link Değişimine Katılın |

Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. ForumTayfa Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız [email protected] email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Any member of our web site has the right of adding comments instantly without getting permisson due to the forum structure of our site basis. Althought, our site modarators check comments with care, all the responsibilities sourced from these comments directly belong to the members. If you still find any illegal content in our site ( A.buse, H.arassment, S.camming, H.acking, W.arez, C.rack, D.ivx, Mp.3 or any Illegal Activity ), please report us via [email protected] .Your reports will be evaluated as soon as the arrival of your e-mail.