ForumTayfa  

Go Back   ForumTayfa > Gündem > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Fikirlerimizi özgürce paylaşabileceğimiz bölüm... Hakaret ve Bölücülük yasaktır...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04.08.13, 13:51   #1 (permalink)
Bilgili Tayfa
 
andremedo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Sep 2010
Nereden: Nerden: SYDNEY-AUS
Mesaj Sayısı: 1.603
Konu Sayısı: 857
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 359923
Rep Puanı: 35991299
Rep Derecesi : andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000andremedo 0-10000000
Ruh Hali:

Standart Barikattan Başbakan'ın kucağına




Barikattan Başbakan'ın kucağına

Şafak Sezer'in Başbakan ve eşi arasında çekilen o fotoğrafına biraz daha dikkatli bakın, evde camekân dolabı indirdikten sonra 'cana gelecek mala gelsin' sevecenliğiyle kucaklanan yaramazlık ustası bir çocuğun 'yine yırttık' bakışından fazlasını göremeyeceksiniz. İşte, direnişçi ruha sahip ve sol gelenekten gelen babası Polo Dayı'nın aykırı oğlu Şafak Sezer özelinde Gezi Parkı sendromuyla mücadele analizi...




[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir.Kayıt Olmak İçin Tıklayınız...]- “Stockholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle, olası diyalog sürecinde oluşan duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan literatür terimdir.”
Gezi Parkı direnişi sonrasında ünlü kişilerin davranış eğilimleri üzerine de “Gezi sendromu” isimli bir hastalık psikoloji literatürüne girer mi bilinmez, ama eğer hastalık teşhisinin kabulünde kitlesel davranış bütünlükleri rol oynuyorsa, ciddi şekilde tartışılması gereken bir durumla karşı karşıyayız, demektir.
Hastalığın izlediği süreci şu şekilde özetleyebiliriz sanırım; ünlü kapsamına giren kişi, tüm yurtta coşkuyla sokağa dökülen kitlelerin gerçekleştirdiği Gezi Parkı eylemlerinin dışında kalmamak adına kendisini sokağa, daha doğrusu Gezi Parkı’na atar. Fotoğraflar magazin basınına yansır, yansımasa bile eylemin yarattığı haz ve coşkunun tesiriyle bizzat sosyal medya aracılğıyla paylaşılır. Bu aşamada sendrom sahibi herhangi bir kaygı taşımamaktadır. Oysa ait olduğu düzen, eleştiri ve protesto gibi kavramları tamamen dışlamıştır. Düzenin ayaklarını oluşturan kısımlarda yer alanlarsa, biat zorunluluğu içine hapsolmuşlardır. Biat kendini “Başbakana dokunmak ibadettir” tarzı yansımalarla da gösterebilir, “AKP’yi takdir ediyorum” şeklinde de. Mesele çizginin neresinde durduğunuz değildir, içinde ya da dışında olmanızdır.
Ünlü kişilik birkaç gün sonra haz ve coşku histerisini atlattığında ayılmaya başlar. 12 Eylül sonrasında cunta yönetimine karşı hazırlanan “Aydınlar Dilekçesi”ne imza atan bazı ünlüler gibi Gezi eylemine katılanlar da geri vitese geçmek için makul mazeretler üretme sancısıyla kıvranmaya başladılar.
Sonuçta hergün bu heyecanı yaşayamayacaktır ya, önünde yapması gereken işler arkasında yaşadığı hayatı kendisine sağlayan kurulu düzenle ilişkiler vardır. “Hayat normale dönsün” ya da “artık eve dönüyoruz” sanrıları başlar. Ancak dışarıya yönelik bu sanrılar iç dünyada yaratılan “aslında her şey iyi gidiyordu” türünden düşünceler sanal gerçekliğin tazelenmesi için yeterli değildir. Bu kez içe dönük birtakım koşullamalar yaratmak gereklidir. Halk hareketi diye bas bas bağıran bir eylemden halk ortalamasının üstünde bir kolektif bilinç beklenmeye başlanır, bu kez “parkta da herkes dut gibi sarhoş”, ya da “marjinal gruplar var” söylemine tutunulur. Hasta kişi biat kültürü içinde ezildiği için çizginin dışına çıkışı ne kadar coşkulu olduysa yeniden içeri adım atma süreci de o kadar sancılı olur. Çünkü manevi özgürlük için içinde yeşeren bir anlık umut “üç günde hükümet istifa mı edecek” söylemlerinin arasına sıkışmıştır. Halk akşamları protesto etmeyi sürdürüp, sabah da işine gidebilir, en fazla uykusundan feda eder. Ya o? Onun hayatı öyle midir? O her ekrana çıktığında aslında insanlara bir mesaj vermektedir, hayranları vardır, onu ekrana çıkaranlar hayranlarının manipüle olmasını istemezler.
Bu noktadan sonra sanrılar iyice kuvvetlenecektir, hele polisin Taksim’e müdahale edip parkı ele geçirmesi ünlü kişide tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Eylemciler ölüp yaralananlara üzülürken ünlü kişi daha çok sembolleştirdiği işgalin sona erdiğini düşünerek savaşın kaybedildiğini düşünür. Beyni artık daha hızlı çalışmaktadır, öğretmene suçüstü yakalanan yaramaz öğrenci gibi çabuk argümanlar geliştirmektedir. “Hükümet de haklı aslında, barikat kurmayı nereden biliyorlar?”
Direnişe destek veren meslektaşlarının -duruşlarını bozmadıkları için bir bir- işlerinin iptal edildiği haberini alınca beynine bir sancı girer. Acaba aynı şey kendi başına da gelecek midir? Birkaç gün sonra sokakta daha fazla görünür olur, ya da kendini güneyde bir tatil yerine atar, objektiflerin kendine dönmesine alışıktır da, eskiden “ünlü”yken artık “direnişe destek veren ünlü”dür. Eninde sonunda birileri hatırlatacaktır. Biat ettikleriyle karşı karşıya gelecektir, ama can pazarında aklın yolu birdir. Bu tip hastalar genelde çareyi ortak akılda bulurlar, “ben çevre için yürümüştüm, hükümet karşıtı eylem olduğunu bilmiyordum” diyebilirler, sanki olayların ilk gününden beri hükümet istifaya davet edilmiyormuş gibi, “başbakana küfür etmek, çok ayıp” derler”, sanki paylaştıkları fotoğraflardaki kalabalıklar küfür etmiyormuş gibi, “hem bu eylemlere katılıp, hem de başbakanı sevemez miyiz” derler sanki ilk günden beri “biz” ve “bunlar” kelimeleri başbakanın ağzından düşmüyormuş gibi. Neyseki biat edilen mekanizma o kadar acımasız değildir, en azından şimdilik, isimleri çizilir ama ucu sivri olmayan bir kurşun kalemle...
Okan Bayülgen, Ömür Gedik ve daha nice ünlü Gezi Parkı Sendromuna yakalandı. Ne yapacaklarını, hangi tarafta olacaklarını bilemediler, göstericilere yanaştılar, sistemin dik bakan gözleriyle karşılaştılar, düzene yanaştılar, tepki çektiler. Ne şiş yansın ne kebap dediler, olmadı, ama en çok da Şafak Sezer tepki çekti. Çünkü onun çarkediş şekli diğerlerine oranla daha bir ezik ve bayağı denilecek türdendi. Başbakanın önünde diz çökmeler, el öpme girişimleri ile karizmayı fena çizdirdi ve alay konusu oldu. Diğer cephenin tepkisi ise sosyal medyada Şafak Sezer’i ti’ye almak oldu. Hem de ne alış. Hoş, Sezer de susup oturacağına attığı tweetler ve katıldığı televizyon programında söyledikleriyle bu tepkinin oluşmasına fazlasıyla çanak tuttu ya... Ama olsun Gezi cephesinin tepkisi iktidar olanaklarını elinde tutanlardan daha az tehlikeliydi. Ne dizi ne de reklam filmlerini iptal etme güçleri vardı. En fazla filmlerini izlemezlerdi.
Şafak Sezer’in bu yoğunlukta tepki görmesinde belki içinden çıktığı çevrenin ve ailesinin kökleri ve politik duruşu ile de ilintili olabilirdi. Belki Alevi bir aileden gelmesi ve o kesimin politik refleksleriyle çatışmasıydı. Alevilere yönelik söylemlerin şiddetli hale geldiği bir dönemdeyiz malum, üstelik Şafak Sezer’in babası Polat Sezer, nam-ı diğer Polo Dayı Alevi toplumunun önemli isimlerinden biriyken, gidip Başbakan’ın elini öpmesi, kimi Alevilerin tepkisini çekti. Kimileri “Polo Dayı mezarında ters döndü” bile dedi. Elbette Alevi olmak başbakanı sevmeye engel değil. Yine de eylemlerde verdiği fotoğraflarla o çok konuşan entel takımına “siz niye yoksunuz” dedirten Şafak Sezer’in ani değişimi, işin içinde başka kaygılar mı var dedirtiyor. Acaba Sezer sendromun en ciddi kurbanlarından biri mi? Diğerlerine göre daha hesapsız, ya da küçük hesaplı olduğu için, hastalığın sanrılarını en derinden yaşayan o mu? Acaba günlerce “ne yaptım ben” diye yatakta dönüp durdu mu? Bu soruların yanıtını bilemeyiz, ama Beyaz TV’de katıldığı programda söyledikleri ve haline bakarak, sisteme entegrasyonunun yeniden tamamlandığını söyleyebiliriz.

4 Ağustos 2013


andremedo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sen kimsin Başbakan! İmbaT Türkiye Gündemi 1 04.02.12 12:04
İki çocuğunu kucağına alıp intihar etti! mavi düş'üm Türkiye Gündemi 0 10.10.09 10:24
İlk 'doğuran' erkek, 2'nci bebeğini kucağına aldı iza_bel_149 Dünya Gündemi 2 10.06.09 21:14
Şemsi Bayraktar : "Ziraat Bankası Çiftçiyi Yabancı Sermayenin Kucağına İtiyor" Amorphis Türkiye Gündemi 2 16.11.07 10:01
El kucağına düştün mü yandın... CommA Galatasaray 1 17.02.07 23:48


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:53.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.0.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2020 DragonByte Technologies Ltd.
ForumTayfa

Arşiv: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 16 22 23 24 25 26 27 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 95 96 97 98 99 100 102 103 104 105 106 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 167 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271


ForumTayfa - Link Değişimi
Telinka İletişim | Voip Ürünleri | Link Değişimine Katılın |

Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. ForumTayfa Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız [email protected] email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Any member of our web site has the right of adding comments instantly without getting permisson due to the forum structure of our site basis. Althought, our site modarators check comments with care, all the responsibilities sourced from these comments directly belong to the members. If you still find any illegal content in our site ( A.buse, H.arassment, S.camming, H.acking, W.arez, C.rack, D.ivx, Mp.3 or any Illegal Activity ), please report us via [email protected] .Your reports will be evaluated as soon as the arrival of your e-mail.