ForumTayfa  

Go Back   ForumTayfa > Komik Şeyler > Komik Yazılar ve Fıkralar

Komik Yazılar ve Fıkralar Tüm komik yazılar ve fıkraları paylaştığımız bölüm...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29.11.13, 16:19   #8 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




AVCI TEMEL

Temel avcılıkta nam salmış. Köydeki üç genç Temel’den kendilerini de avcılık konusunda eğitmesini istemişler.
Temel acemi avcıları peşine takarak ormana dalmış. Karşılarına küçük bir delik çıkınca:

-Yatın yere, tavşan vuracağuz,
demiş.

YatmışGerçekten bir süre sonra delikten tavşan çıkmış, vurmuşlar. Temel gururla önden ilerlemekteyken büyükçe bir deliği göstermiş:

-Yatın yere! Tilki vuracağuz!


Yatarlar, gerçekten bir süre sonra tilki çıkar ve onu da vururlar, yola devam, derken bu kez daha büyük bir delikle karşılaşırlar.

Temel:

-Yatın yere ayu vuracağuz!


Yatarlar, ayıyı da vururlar, Temel gururla yine önde ilerlerken kocaman bir delik görmüş. Acemiler Temel’e bakmışlar ama Temel şaşkın şakın bakmakta bir taraftan da başını kaşımakta:

-Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum ama yatın yere artık ne çıkarsa bahtımıza!
demiş.

Ertesi gün tüm gazetelerde:

Tünelden çıkmakta olan trene ateş eden dört avcı tren altında kalarak canverdi!



************************************************** ***********


TEHLİKELİ BÖLGE
Şehir trafiğinin en yoğun olduğu caddede, aşırı hız yapan Temel, ancak on kadar araca ve bir o kadar da yayaya çarptıktan sonra güçlükle durabilmiş.

Temel'i karşısına alan trafik polisi çıkışmaya başlamış.

-Bu cadde şehrin en kalabalık caddesi, her yerde uyarı levhaları var. Senin okuman yazman yok mu? Bu caddenin tehlikeli olduğunu bilmiyor musun da hız yapıyorsun?


Temel, şaşkın şaşkın cevap vermiş:
-Ha bu caddenin tehcikeli olducunu ben de bileyrum, oncin tehcikeli bölgeden çebuk çıkayim diye 120 ile cideydum da!






(Bu fıkralar, tarafımdan derlenmiş ve kendi tümcelerimle kaleme alınmıştır.)

Mediter


mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.13, 12:18   #9 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




TEMEL BU YAKALAR

Dursun Reis, arkası kesilerek kamyonete çevrilmiş, emektar anadoluna balık kasalarını yüklemiş, düşmüş Trabzon yoluna…
Anadol yaz sıcağında, yokuşu görünce su koyuvermiş ki, her tarafından, lokomotif misali buhar püskürtmekde, balıklar bozuldu bozulacak…
Derken, yoldan geçmekte olan lüks bir BMW’yi kullanan genç, görmüş durumu acımış:
-‘’Balıkların bozulacak dayı, istersen seni çekeyim.’’Demiş.

Takmışlar BMW’nin arkasına anadolu, düşmüşler yola. Bir süre böyle gitmişler ama arkalarından gelen bir mercedes bunları sollamasın mı?
BMW’yi kullanan genç durur mu? ‘’Nasıl geçer BMW’sini, Mercedes?’’ O da basmış gaza…

Mercedesci de hırlı değil… Dikizden görmüş ki, BMW kapışmakta… Köklemiş gazı…

Dursun’un anadolu mu?
Onu BMW’ci genç çoktan unutmuş, anadol, teneke kutu misali BMW’nin peşinde uçmakta…
Dursun, korkudan sapsarı, balık kasaları yola savrulmakta, umarsızca selektör yapmaya başlamış , görsün BMW’ci de dursun diye…
Ama nerdeee? Gözünü dikmiş bir kere önünde uçan mercedese, Dünya yıkılsa farketmez…

Bir polis helikopterinde görev yapmakta olan Temel farketmiş durumu ve yer ekiplerini şöyle uyarmış:

-Ecip 1, ecip 5’i arıyor… Ecip 5, Ciresun-Trabizon izitkametinde bir merzedes ile bir BMW yaris halindedur.
200 cilometre hizla cidirler. Peşlerindeki anadol da onları sollayıp gecmek icun sürekli selektör yapıp, yol istiyor...



SAFARİ

Temel ile Dursun safari için Afrika’ya gitmişler. Rehberleri onları, vahşi ormanın derinliklerine kadar getirip bırakmış ve geri dönerken:
-‘’Ben üç gün sonra geri döneceğim. Bu ormanda yamyamların yaşadığı biliniyor. Bu yıl içinde bir çok turist ve safari avcısı yamyamlar tarafından yenildi. Hükümet bu yamyamlarla baş edemedi, bu yüzden, getirilen her yamyam başına 10 dolar veriyor. Çok dikkatli olun!’’ diye uyardıktan sonra uzaklaşmış.


Bizimkiler, havanın kararmakta olduğunu görünce çadırlarını kurup, uykuya dalmışlar.
Sabah Temel uyanıp, çadırdan başını çıkarınca, çadırın etrafının yüzlerce yamyam tarafından çevrilmiş olduğunu görünce,
Dursun’u dürterek:
-‘’Ula Dursin, kalk kalk, parayu kırduk!’’ demiş…


(Bu fıkralar, tarafımdan derlenmiş ve kendi tümcelerimle kaleme alınmıştır.)

Mediter



Konu mediter tarafından (06.12.13 Saat 12:36 ) değiştirilmiştir.
mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.12.13, 15:04   #10 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




EN Bİ KAHRAMAN TEMEL

Temel’
in seyahat ettiği gemi, okyanusun ortasında fırtınaya yakalanmış, dev gibi dalgalar koca gemiyi ceviz kabuğu gibi sallamaktaymış.
Gemideki tüm yolcular güverteye çıkarak dalgaları seyre başlamışlar.

Derken, genç bir bayan, dengesini kaybederek dev gibi dalgaların arasına düşmüş. Onun düştüğünü gören bir yolcunun çığlığıyla tüm yolcular, dalgalar arasındaki (buz gibi) soğuk ve karanlık sulara batıp çıkmakta olan kızı güçlükle farketmişler.

Kız hem dalgaların, hem de soğuk suyun etkisiyle çığlık bile atamıyor, gemiye doğru uzattığı eliyle (çaresizce) azgın dalgalar arasında bir görünüp, bir kayboluyormuş.

Gemiden, bir kaç can simidi atılmışsa da, ne simitleri kıza ulaştırabilmişler, ne de kızın tutunabilecek gücü kalmış.
Herkes birbirine bakıyor, buz gibi dev dalgalar arasına atlamaya kimse cesaret edemiyormuş.

Derken Temel’in elbiseleriyle denize atladığı görülmüş. Boğulmakta olan kadın, Temel’e tutunmuş. Tayfalar, gemiden atılan can simitlerinden birini yakalayan Temel’i ve kadını (alkışlar arasında) gemiye çekmişler.

Kaptan ve bütün yolcular bu kahramanca davranış karşısında Temel’i revire kadar omuzlarında taşımışlar.
Kaptan , mutluluk ve heyecanla çevresine emirler yağdırıyormuş:

-Hemen bandoyu toparlayın!

-Çiçeklerden oluşmuş bir Havai kolyesi hazırlayın!
- Bu kahramana az bile ama, hem gemimizin fahri kaptanlığını, hem de 1000 dolar ödül vereceğim, ödül töreni hazırlayın!

Telaşlı bir koşuşturmaca sonunda ödül töreni başlamış, kurtarılan kadın, minnet,diğer yolcular da hayranlık dolu gözlerle Temel’e bakarken,Temel öfkeyle töreni izleyen kalabalığı süzüyormuş.

Kaptan:
-İşte,hiç tanımadığı birisine yardım için, kendi yaşamını tehlikeye atmaktan çekinmeyen, artık günümüzde pek rastlayamadığımız, korkusuz, fedakar, cesur bir insan örneği. Bu kahramana her ne kadar teşekkür etsek azdır... ’’
diyerek konuşmasını sürdürürken,

Temel sinirli sinirli:
-Kepten, benü denüze iten uşağu bulabildünüz mü? Demiş.



(Bu fıkralar, tarafımdan derlenmiş ve kendi tümcelerimle kaleme alınmıştır.)

Mediter


mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.12.13, 12:57   #11 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




DURSUN’UN KARINCASI
Dursun bir kan davası cinayetiyle 20 yıl hücre cezası yemiş.
20 yıl boyunca, ( penceresi bile olmayan tek kişilik hücresinde) tek eğlencesi, her nasılsa hücrenin kapısının altından içeri sızan küçük bir karıncaymış.

Dursun,
yıllarca karıncayla, arkadaş gibi dertleşmiş, onunla gülmüş, onunla ağlamış, koynunda yatırmış, ekmek kırıntılarıyla beslemiş, tüm zamanını karıncasını eğitmekle geçirmiş.

Artık küçük karınca, takla atabiliyor, arka ayakları üzerine kalkabiliyor, ölü taklidi yapabiliyor, söylenen her sözü anlayabiliyormuş .
20 yıl böylece geçmiş, tahliye günü gelince Dursun’un içi içine sığmıyormuş.Tek istediği karıncasının marifetlerini bir başkasına gösterebilmekmiş.

Bu düşüncelerle koşarcasına çıktığı hapishanenin hemen karşısındaki , Temel’in garsonluk yaptığı kahveye gidip bir masaya oturmuş, karıncasını da masanın üzerine koymuş ve Temel’i el işaretiyle çağırmış.

Temel
gelince de, masanın üzerindeki karıncayı göstererek:
-Şu karıncayı cörüy musun? Der demez, Temel elindeki bezi masaya hızla vurup, karıncayı ezdikten sonra sormuş:
-Kızma, hemşerüm, işte masayı temüzledük da! Demiş.

Bence ;
’’Temel pisipisine gider, Dursun da ,bu kez kesin müebbet yer...


(Bu fıkralar, tarafımdan derlenmiş ve kendi tümcelerimle kaleme alınmıştır.)

Mediter


mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.12.13, 17:39   #12 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




Severim Karadenizliyi, Temel’i;
temiz , saf kalplidir Karadenizliler. Kalplerinde ne varsa dillerindedir. Vatanseverlerdir, canları pahasına…

Bu yüzden severim, derlerim Temel Fıkralarını, bu yüzden Temelleşirim bazen…
Aşağıda da, öyküleştirdiğim bir anımı sizinle paylaşmak istemem bu yüzden…

TEMELLERİN DİYARINDA
Duymuştum!
Gerçekten, bir çok kez adını duymuştum ama işim olmaz diye alıcı gözüyle araştırıp incelememiştim.
1982’nin kışı,açmışım önüme koca atlası, merak ve heyecanla arıyorum:
-‘’Artvin, Artvin? Ardanuç, Ardanuç? Hah buldum! Oha bu ne ya? Hakkari’den bile daha uzak! Be vicdansızlar, üniversiteden mimlemişler herhal, bereket ki Rusya sınırı var, o da olmasa kesin Sibirya’ya atardı bunlar beni!’’
Ertesi gün hemen otobüs garajına araştırma yapmaya:
-Antalya’dan, Artvin’e direk otobüs var mı?
-Yok!
-Eeeee, nasıl gidebilirim?
-Ankara aktarmalı gidebilirsin!
Bir haftalık hazırlıktan sonra, Antalya’dan (bir bilinmeze yol almanın heyecanıyla) uykusuz bir gece yolculuğundan sonra, soğuk, kömür sisi karasında bir sabah indim Ankara’ya. Kısa bir araştırmadan sonra‘’Artvin Expres’’ otobüs yazıhanesine yanaştım:
-Artvin, Ardanuç’a kaçta otobüsünüz var?
-Buradan kalkış yok, Bursa’dan kalkan otobüsümüz gece 23’te buradan hareket edecek.
Başka yolu yok, saat daha gündüzün 11’i, gece 11’e var 12 saat nasıl geçer, hava buz gibi, kömür isi solunmakta.

Çaresiz gittim otogardaki ,kafeteryalardan birisine, VHS filmler artık iyice yaygın, ardı ardına yerli film gösterilmekte, (çoğunlukla da Kemal Sunal) ‘’Eh izleyelim bari!’ kahve, çay veya salep türü içecekler mecbur ve fiyatı el yakan cinsten, üstelik 2 saatlik bir film içerisinde iki üç servis yapılmakta.

Öyle ‘’Bir, iki salep içtim artık rahatım sanma!’’ Film bitince:
‘’Salon temizlenecek!’’ bahanesi 10 dakika ara, müşteriler dışarı ayaza ki, içeri alışta tekrar içecek satıla…
Ne kadar sürdü, bu içeri dışarı telaşı, ne kadar soyuldum, bilemem… Gece 23’ü ettim ama ben de bittim doğrusu…
Derken efendim düştük yola, dışarının karanlığından aynalaşmış camdan bir müddet dalgın seyretmeye çalıştım, geri geri kaçışan ışıkları…
Çok geçmeden yanımda oturan dayı uyudu, horultusu yeri göğü tutmakta.

Benimse göz kapaklarımı açacak halim yok ama inatla görmeye çalışıyorum ilk kez geldiğim Karadeniz bölgesini kıyısını, Samsun’a girdiğimizi hatırlıyorum en son, çıkışımızdan haberim yok, dizlerimi dayayıp ön koltuğa, kendimden geçmişim, kulak dibimdeki uçak motorunu kıskandıran horultuya inat…
Ürperek uyandım, üşümüşüm otobüsün kapısı açılmış, boğuk bir megafon sesi anlaşılmaz:
-Bursağ istikametindeün gelüp, Artvün istikametüne gideün, Artvün ekperes yolcuları, Kaptanınız yarım saat çay ve ihtiyaç molası vermüştur!’’
Saat sabahın üç buçuğu, tahminen Ordu ile Giresun aralarında bir mola yerindeyiz
Bir de sıkışmışım ki sormayın, Önce bir tuvalet bulmalı, daha sonra da belki bir bardak çay…
Gözler kapalı yarı uyuklar indim otobüsten, önümden inen köylü kasketli adam tuttu yolu girdi bir tuvalete, ben de peşinden.
Adam tuvalet kabinin açık kapısından (ayakta) ihtiyacını gidermeye başladı. Ayıpladım adamı, öyle ayakta hiç de sevmem, sıçrar her yana… Girdim bir kabine, çöktüm. Gözlerim kapalı uyumakla karışık, hacet göreceğim, daha başlamamıştım ki bir feryat:
-Tüüüü! Terbiyesiz adam! Utanmıyor musun bayanların tuvaletine girmeye!

Peşinden, kadın korosundan tükürük sesi,
Uyku falan kalmadı, gözlerim fal taşı, tuvaletim desen, korkudan tuvalet mi kalır? Kırk yıl tuvalete gitmesem sesim çıkmaz.

Burası Karadeniz, burada affetmezler böyle yanlışlık yapanı, adamı döverler, ne dövmesi be?
Haşat ederler…
Ama anladım bana değil bu tükürükler, ayaktaki adamı gördüler, benden haberleri yok.
Tuvaletim kalmadı artık ama çıkmam, çıkamam ki!
Çıkarsam ne diyeyim diye kafamda bin bir tilki dolaşmakta, nasıl kurtulsam?:
‘’Okuma yazmam yok!’’desem, façam düzgün inanmazlar.
‘’Kör numarası yapsam’’ yutmazlar.
‘’Uykusuzum, görmedim! ’’ desem ‘’İnanırlar mı acep?’’ derken bana bin yıl gibi gelen 20-25 dakikayı tuvalette geçirmişim, az daha beklersem otobüsüm kaçacak.
Kulak verdim tekrar, ayak sesi falan yok:
‘’Oh! dedim, gittiler, demek.’’ Sevinçle açtım kapıyı ki, hemen sıvışayım.
Kapıyı açmamla.Sıra bekleyen üç bayanla göz göze gelmem bir oldu, onlar beni nefret ve hayret dolu bakışlarıyla kapıya kadar (gözleriyle) takip ederken, ben hiçbir şeyden habersiz (mağrur bir komutan edasıyla, her şey doğalmış havasında) kapıya doğru yürümekteyim. Ama utançtan yerin dibine geçmek bir yana, kadınlardan gelecek küçük bir çığlığın başıma açacabileceği belanın bilincinde zor atıp kendimi otobüse, gömüldüm koltuğumun içine ki, arasalar dahi bulamasınlar…
Uzun korkulu bir bekleyişten sonra otobüs tekrar hareket edince rahatladım ama rahatlayınca yine tuvaletim geldi, güç bela tuttum bir sonraki molaya kadar.
Derken sabah oldu, tüm gün yol aldık Karadeniz’in yeşillikleri arasında, yeşillikler ki, kilometrelerce gittiğimiz halde toprak kaya görünmüyor. Ot veya yosun bağlamış, tüm çevrem. Solumda ise hırçın Karadeniz çırpınmakta. Hayal alemini andıran bu yeşillikler arasında Hopa’ya kadar gelince Deniz kıyısından iç kesimlere doğru girmemiz gerekti, kıyıya paralel dağları tırmandık bir süre, biz tırmandıkça kar birikintileri arttı. Cankurtaran rampasını çıkınca Karayolu’nu açan araçlar görüldü, karı açmışlar bir tünel gibi, kenarlarımız da 2,5-3 metre kar yığınları, bu kar yığınları altında kalmış taşıtlar tuğla misali görünmede…
Bu şartlar altında yol aldık bir süre, Çoruh Nehri’nin oluşturduğu vadinin kıvrımlarına sığınmış karayolunu izledik bir süre hava tekrardan karardı, etraf zor seçiliyor.
Otobüsü Çoruh’un kenarındaki küçük bir düzlüğe durduran şöför seslendi :
-Artvin Köprü yolcusu kalmasın!
Camdan bir daha baktım dışarıya ki, şehir ışıklarını göreyim. Birkaç fersiz ışık o kadar, çevrede ev falan da yok. Şaşkınlıkla şöföre sordum:
-Kaptan, Artvin neresi?
Kaptan, otobüsün camından çıkararak kafasını, vadinin sağ tarafında yükselen dağın zirvesine yakın yerlerinde parlayan, benim yıldız sandığım ışıkları gösterdi. ‘’Ahaa!’’ dedi.
Bazı yolcular burada inip, Yusufeli, Şavşat ve Ardanuç gibi başka ilçelere ve köylere gidiyormuş.
Yolcuların bir kısmı indikten sonra Artvin’e gitmek isteyenler, daha doğrusu çıkmak isteyenler ve ben, yılan kıvrılması bir yoldan yarım saat kadar süren bir tırmanışla 500 ile 1000 metre arası yukarıdaki Artvin’e ulaştık.

İnce eleyip sık dokumadan bir otel bulup yattım.
Sabah olunca otelin penceresinden bir kartal edasıyla Çoruh Vadisi’nin eşsiz manzarasına dalınca birden, Batı Karadeniz’den başlayarak Kocaeli, Bolu, Zonguldak, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerinin günümüzde veya geçmişte Türkiye Birinci Ligi’nde mücadele eden (veya etmiş) futbol takımları varken, Artvin’in niçin Futbol alanında adının duyulmadığını anladım.

(Eğer Arhavi ve Hopa’yı bir kenara bırakırsak) İl merkezinde ve (hemen hemen) tüm ilçelerinde (nizami bir futbol sahası yapılacak kadar) düz alan yok.
Nerede futbol oynasın bu çocuklar ve gençler? diye aklımdan geçirdim.
Eşsiz manzaraya ne kadar daldım bilmiyorum ama kendimi toparladıktan sonra bir lokanta bulup kahvaltımı yapıp, Ardanuç'a giden otobüslerden biletimi aldım.
Otobüs, yılan misali yoldan tekrar Çoruh Vadisi'ne inerken
ben de, gece göremediğim eşsiz doğa manzarasını izlemefırsatını buldum.
Otobüs bir müddet Çoruh Vadisi’ni takip Erzurum , Yusufeli yolunda ilerledikten sonra sola kıvrılarak Ardanuç, Şavşat yoluna döndü, kısabir süre sonra da sağa kıvrılıp Şavşat yolundan ayrılıp Ardanuç yoluna girdi, bir süre sonra da, bende, küçük bir western kasabasını çağrıştıran Ardanuç'a ulaştık.


Ardanuç’ta, ‘’Dışarısı mı, yoksa macunsuz kırık camlı oda mı daha soğuk?’’ diye kararsız kaldığım bir otele , bekar valizimi attığım gibi, (sıcak olur ümidiyle) yakındaki bir kahveye sığındım.
Kahveye girmemle, sahne gibi hazırlanmış masaların üzerine çıkmış saz aşıklarının atışmasının ortasında kalmam bir oldu. Zevkli ve eğlenceli geçen atışmaları izledikten, kıtlama çay (sert şeker dişler arasında tutularak çay içilir) içtikten sonra , buzhaneyi andıran, küçük otel odama döndüm,soğuktan titreyerek uykuya dalmışım.
Sabah kahvaltımı bir lokantada yaptıktan sonra, görevlendirdiğim köye taşıt olmadığını, en yakın nahiye olan Aşağıırmaklar'a kadar kamyonetten döndürme, 4 çeker minibüs (!) ile gideceğimi daha sonra 10 kilometrelik bir yolu da yüreyeceğimi öğrendim.
Yol bilmem iz bilmem.
Ne yaparım? nasıl gderim? Nerde kalırım? Meçhul...
Breket ki, Ardanuç orman işletme müdürü hemşerim çıktı da, Aşağı Irmaklar nahiyesinde görevli orman muhafaza memurlarına telefon etti de:
''-Hemşerimş görevli olduğu köye ulaştırıverin!'' talimatı verdi.
Çaresiz bindim 4 çekere, başladık tepeleri tırmanmaya. Dört çeker önceleri diz boyu çamur ile boğuşmaktayken yükseldikçe çamurun yerini buzlaşmış kar aldı. 4 çeker kedi misali döört tırnağıyla karı tırmalıyor, başka araçların bu yolu tırmanmasının mümkünatı yok.
Eşsiz manzaralı ama zorlu bir yolculuktan sonra, Aşağı Irmaklar'a ulaşınca orman muhafaza memurunu beni bekler buldum.
''Bu gece bizde kalır sabah yola çıkarız.'' dese de kabul etmedim . Orman muhafaza memurunun evine gittik atını hazırladı beni ve valizimi ata bindirdikten sonra kendisi atı çekerek ,karda oluşmuş bir patikadan köye doğru yola çıktık. Yolda bir kaç kez ata acıdığım için attan inmek istedimse de muhafaza memuru izin vermedi. Hava kararırken köye ulaştık.
Köylere daha elektrik gelmemiş, (Köy evlerinin çoğunluğu) Bütün kerestenin kenarları yontularak (lego benzeri) birbirine geçirilmesiyle oluşmuş (seyirlik) harika (kulübemsi) tahta evlerdi. Muhtar bizi misafir etti, ağırladı.
Derken benim (münasebetsiz) tuvalet ihtiyacım yine gelmez mi?
-Tuvalet nerde muhtar? Diye sordum.
-Çocuk göstersin Hocam! Dedi.
Çocuk önüme düştü evin kapısını açarak, evden elli metre kadar uzaktaki, tahta baraka tuvaleti gösterdi.
-Tamam küçük! Dedim ‘’Feneri ver ben giderim.’’ Çocuk feneri verdi ve eve girdi.
Buzda kayıp düşmemek için büyük dikkatle tuvalete girdim, işim bitince , temizlik yapmak için çevreme bakınınca iki bidon gördüm. Aldım bana yakın olanı, yaptım temizliğimi ama ‘’Bir gariplik var!’’ ellerim kaygan, burnuma yaklaştırdım ,kokuyor..
’Tüh Allah kahretsin gaz yağı bu!’’ su bidonu hemen yanındaki olmalı.
Aldım yanındaki bidonu, tekrardan yaptım temizliğimi ama ,’’Bu kez bir değil bin gariplik var!’’ yandım ama ne yanmak, kokladım tekrar benzin, alev almış yanıyor her yanım.
(Alev dediysem ateş değil, benzin kolonya gibi dokunduğu yeri yakıyor.)
Tuvalette başka kap yok, su yok, dışarıda kar var. Kar ile elimi ovuşturup temizledim ama yanan elim değil ki!
Karanlık her yer, dışarıda metrelerce kar ,avuç avuç alsam sürsem, silsem her yerimi… Ya bir gören olursa? Yakışık almaz, olmaz…
Çaresiz döndüm tekrar muhtarın odasına, oturttular beni divanın baş köşesine ama yanıyorum, yandıkça da, ayak değiştiriyorum, oturuşumu değiştiriyorum.
Benim çırpınışımı gören muhtar:
-Sen rahat edemedin Hocam! diyor, her seferinde önüme ,arkama, altıma yastık tepiyor ki, yastık yığını içerisinde zor görünmekteyim artık…
Eğer yatmak denirse, sabaha kadar yana yana yattım.
Çok sonraları öğrendim k, hava çok soğuk olduğu için tuvaletlere su koymazlarmış (donuyor diye) tuvalete gidenler evden suyu alır giderlermiş.
Yine yangına yol açar diye de (benzin, mazot,gaz yağı gibi) akaryakıtı da tuvaletlerinde saklarlarmış evden uzak diye…
Öğrendim ama geç oldu geç…


Öyküleştirdiğim anı bana aittir.
Mediter



Konu mediter tarafından (13.08.14 Saat 10:28 ) değiştirilmiştir.
mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.01.14, 16:50   #13 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




TEMEL’DEN RAB’BİNE
Temel, kimi kimsesi olmayan bir garibanmış, günü gelmiş askere gitmiş.
Arkadaşları aileleriyle konuşuyor, ailelerinden para falan istiyormuş, fakat bizim Temel’in yazacak kimsesi olmadığı için, ne mektubu geliyormuş ne parası.


Temel bir gün oturmuş, bir taraftan ağlamış, bir taraftan da, Allah’a bir mektup yazmış:

- ‘’Allah'ım durumumu cöroysun, senden başka kimim, kimsen yoktur. Ne olursun baga 200 lira cönder.’’ Yazıp kapatmış zarfı, zarfın adres bölümüne de; '‘’Temel’den Rab’bine’’ yazmış ve kontrol edilmesi için çavuşa vermiş. (Tabi asker mektubu okunur,incelenir)


Mektubu okuyan subay Temel’in kimsesi olmamasına çok acımış ve diğer subay arkadaşlarına:
-Bu gariban asker için çıkın paraları! Demiş.
Subaylar, 200 lirayı denkleştirememişler, ancak 150 lira toplayabilmişler.
150 lirayı koymuşlar bir zarfa ve yazmışlar zarfın üzerine:
-Ra’bbinden Temel’e...

Bizim Temel sevinçle açmış zarfı, bir bakmış 150 lira.
Oturmuş Allah'a bir mektup daha yazmış.

Subaylar büyük merakla bu mektubu da açıp okumaya başlamışlar:

-‘’Allah'ım mektubunu ve cönderdigün parayu aldım, çok teşekkür ederim. Ha şimdü sana başka bir adres vereceğüm, bundan sonra parayı oraya cönder.
Çünkü, bu i.ne subaylar cönderdigün paramı çalıyorlar, cönderdiğin 200 liranın, 50 lirasını yürütmüşler.’’ yazıyormuş...



(Bu fıkralar, tarafımdan derlenmiş ve kendi tümcelerimle kaleme alınmıştır.)

Mediter



Konu mediter tarafından (31.01.14 Saat 17:57 ) değiştirilmiştir.
mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.02.14, 21:34   #14 (permalink)
Acemi Tayfa
 
mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Nereden: Yalıyarın dibinden...
Mesaj Sayısı: 505
Konu Sayısı: 125
Rep Gücü: 648603
Rep Puanı: 64859334
Rep Derecesi : mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000mediter 0-10000000
Standart Cevap: AH TEMEL AH (Temel'den Fıkralar)




ULA DURSUN SIKI TUTUN
Temel ve Dursun yüksek bir apartmanın dış çephe boyasını yapıyorlarmış.
Derken üzerinde bulundukları iskele birden çökmüş hızla 15. kattan düşmeye başlamışlar.
Temel düşerken yanından geçmekte oldukları bir pencere pervazına güçlükle tutunabilmiş. Dursun da, son bir hamle ile Temel'in bacaklarına sarılmış.
Bir süre 12. katta öylece asılı kalmışlar.
Hem kendisinin, hem de Dursun'un ağırlığına uzun süre dayanamayan, Temel'in parmakları yavaş yavaş pervazdan kaymaya başlamış.

Temel kanter içinde, aşağıdaki Dursun'a bakmış ve:
-''Ula Dursun elim kayiy, sıkı tutun elime tüüü diyecegum! demiş.



(Bu fıkralar, tarafımdan derlenmiş ve kendi tümcelerimle kaleme alınmıştır.)

Mediter



mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Temel Atay ( Temel Atay Hakkında - Temel Atay Kimdir ? ) -Asi Ruh- İş Adamı 0 21.06.09 00:37
TemeL.....:....:.... Fulyam_ Komik Yazılar ve Fıkralar 2 24.02.08 11:46
TemeL:....:.... Fulyam_ Komik Yazılar ve Fıkralar 1 24.02.08 11:44
Temel recep_oflu Tayfa Sözlük 2 12.09.07 18:26
Temel Yine Temel.. Cem!L Komik Yazılar ve Fıkralar 5 26.03.07 10:38


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:37.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.0.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2021 DragonByte Technologies Ltd.
ForumTayfa

Arşiv: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 16 22 23 24 25 26 27 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 95 96 97 98 99 100 102 103 104 105 106 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 167 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271


ForumTayfa - Link Değişimi
Telinka İletişim | Voip Ürünleri | Link Değişimine Katılın |

Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. ForumTayfa Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız [email protected] email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Any member of our web site has the right of adding comments instantly without getting permisson due to the forum structure of our site basis. Althought, our site modarators check comments with care, all the responsibilities sourced from these comments directly belong to the members. If you still find any illegal content in our site ( A.buse, H.arassment, S.camming, H.acking, W.arez, C.rack, D.ivx, Mp.3 or any Illegal Activity ), please report us via [email protected] .Your reports will be evaluated as soon as the arrival of your e-mail.